“ZORUNLU TRAFİK SİGORTASI NEDEN PAHALI ?” YAHUT BİR “ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK” SENDROMU
Resmi adıyla “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası”, halk arasında daha çok “Zorunlu Trafik “, “Trafik” veya “Sigorta” olarak bilinen bu oto branşı sigorta ürünü, son yıllarda özellikle fiyatı ile oldukça gündemde.
Zorunlu olduğu için, tanzimi ve hasar ödemeleri basit kurallara bağlı ancak son 3-4 yıldır özellikle sigorta aracıları açısından düzenlenmesi en zor poliçe türü haline gelen bu ürünün yasal teminatları ve hesaplama kriterleri her yıl Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yayımlanan “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik” esaslarına göre düzenleniyor.
[1] Öğrenilmiş Çaresizlik : Canlıların, geçmişteki olumsuz deneyimi genele yayarak, sonrasında yüz yüze geldikleri çoğu olumsuz durumda sonucun değişmeyeceği sanrısıyla tepkisiz kalmaları. Bir organizmanın davranışlarıyla kontrol edemediği olumsuz bir durumdan sonra bu olumsuzluğun etkisinde kalarak, kontrol edebileceği durumlar karşısında bile tepkisiz kalması durumudur. (Mermer Üzümlü, A. (2022). Kurumsal İletişimin Gizli Bariyeri: Öğrenilmiş Çaresizlik. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 19(1), 472-480) |
Zorunlu Trafik Sigortası’nın neden pahalı olduğu sorusunun cevabı nereden baktığınıza göre değişiyor. Sigorta şirketleri açısından baktığınızda bu sorunun cevabı, prim (poliçe fiyatı) düşüklüğü ve Araç Değer Kaybı vb uzun yıllara yayılabilen geri ödeme yükümlülükleri. Sigorta şirketleri yönünden problem olarak gösterilen bu ana sorun alanlarının, en azından çoğu şirket açısından geçerli olmayabileceği, her ay poliçe primlerine düzenli olarak yapılan artışlar ile poliçe teminatlarının özellikle Maddi hasarlarda araç cinsine göre değişmemesi karşısında poliçe primin yüksek olmasından anlaşılabilmektedir.
Bir başka ifade ile bir otomobil ile Türkiye’deki toplam motorlu araçların yaklaşık % 20’sini oluşturan Kamyonet, Kamyon, Çekici veya Otobüs gibi, karşı araca maddi anlamda daha çok zarar verebilecek, büyük motorlu araçların Zorunlu Trafik Sigortası maddi teminatlarının aynı olması karşında, bahse konu büyük araçların poliçe primleri otomobillere nazaran 3-5 katı daha fazla çıkmaktadır. Benzer şekilde bir otomobil ile Türkiye’deki toplam motorlu araçların yaklaşık % 28’ini oluşturan Motosiklet, Traktör gibi, karşı araca maddi anlamda daha az zarar verebilecek, küçük motorlu araçların Zorunlu Trafik Sigortası maddi teminatlarının aynı olması karşında, bahse konu araçların poliçe primlerin otomobillere yakın olacak şekilde gerçekleşmektedir.
Yani kaba bir hesaplama ile Türkiye’deki motorlu araçların yaklaşık yarısına yakınında, aldıkları poliçe primi ile ödedikleri hasar tazminatı oranı açısından Sigorta şirketi lehine bir durumun ortaya çıktığı ya da vurgulandığı kadar aleyhe bir durum olmadığı söylenebilir.
O halde Sigorta şirketleri açısından “Zorunlu Trafik Sigortası’ndan zarar ediyoruz ?” söyleminin sorgulanabilir olduğunu, hatta diğer Sigorta şirketlerini farkında olmadan taklit edilerek “Öğrenilmiş Çaresizlik” kısır döngüsüne girildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Probleme Sigorta şirketleri açısından kısaca değindikten sonra kamu açısından da incelemek faydalı olacaktır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın fiyatlamasına etki eden başlıca kriterler aşağıda sıralanmıştır :
- Ruhsat sahibinin hasar geçmişi
- Aracın özel veya tüzel kullanımda olması
- Ruhsat sahibinin yaşı, cinsiyeti, engellilik durumu
- Aracın Plaka veya Ruhsat Sahibinin ikamet ili
- Motorlu taşıtın yakıt cinsi (Elektrikli araçlara indirim uygulanmaktadır)
- Aracın model yılı
- Aracın cinsi
- Yedek parça ve aksesuarları fiyat artış oranı
- Poliçenin vade sonunda yenilenmemesi
Yukarıda sayılan başlıca fiyatlama kriterlerine ilave olarak kamu tarafından her bir Trafik Poliçesi üzerinden alınan doğrudan/dolaylı vergiler ile yüksek enflasyon Trafik Sigortası nihai tüketici fiyatlarını olumsuz anlamda etkilemektedir.
Hiç şüphesiz her devlet genel olarak, varlık sebebi gereği, Güvenlik, Eğitim, Sağlık ve Adalet alanlarında hizmet sunabilmek için tüm vatandaşlarından adil bir şekilde vergi almak zorundadır. İşte tam bu noktada Türkiye diğer modern ve demokrasi ile yönetilen devletlerden vergilendirme politikaları açısından, istisna oluşturacak şekilde ve negatif olarak ayrışmaktadır. Bir başka ifade ile çoğu zaman vatandaşın sırtındaki dolaylı vergiler, doğrudan vergilerin çok çok üzerinde gerçekleşmekte, devletin aldığı doğrudan vergilerle ile yapması gereken hizmetler için, dolaylı vergiler üzerinden de oldukça hatırı sayılır gelir elde ettiği görülmektedir.
Bu durumu aşağıdaki Zorunlu Trafik Sigortası poliçesi üzerinden incelemekte fayda var:
Trafik Prim : 9,715.47 TL
SGK Payı : 1,079.50 TL
T.H.G. Fonu : 539.75 TL
G.H.K.P. : 215.90 TL
Gider Vergisi : 539.75 TL
Toplam Brüt Prim : 12,090.37 TL
Gerçek bir poliçeden alınan bu rakamlardan Toplam Brüt Prim olan 12.090,37 TL vatandaşın ödeyeceği tutarı, KIRMIZI ile gösterilen 539,75 TL devletin alması gereken doğrudan vergiyi, MAVİ ile gösterilen 1.835,15 TL ise dolaylı vergileri göstermektedir. Dolaylı vergiler alınmasa vatandaşın ödeyeceği tutar 10.255,22 TL olacaktır. Bir başka ifade ile her tanzim edilen Zorunlu Trafik Poliçesinin yaklaşık % 5’i doğrudan, % 15’i dolaylı vergidir.
Peki Zorunlu Trafik Poliçesinde kısaltma olarak gösterilen dolaylı vergilere ödenen tutarlar ne anlama gelmekte ve nerelere kullanılmaktadır:
G.H.K.P (Güvence Hesabı Katkı Payı): Güvence Hesabı, Zorunlu Trafik Sigortası kapsamında, Sigortalı’nın tespit edilememesi, sigortasını yaptırmamış olanların, çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kaza kapsamındaki Bedeni olarak (sakatlık ve ölüm) zarar görenlere kaza sonrasında sakat kalma halinde Sakatlık Tazminatı, ölüm halinde ise ölenin desteğinden yoksun kalanlara Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ödemektedir. Güvence Hesabı, Maddi ödemeyi yalnızca, bir Sigorta şirketinin iflası halinde yapmaktadır.
T.H.G. (Trafik Hizmetleri Geliştirme) Fonu: Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığına Kanunla verilen trafik hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla Trafik hizmetlerinin yürütülmesi, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve etkinlik kazandırılması amacıyla, Bilgi işlem Merkezinin ve/veya kapalı devre televizyon ünitelerinin kurulması, işletilmesi, geliştirilip yaygınlaştırılması ve çağdaş teknolojinin yerine getirilmesi, Trafik hizmetlerinin yürütülmesi, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve etkinlik kazandırılması amacıyla her çeşit araç ve/veya gerecin, kırtasiye malzemesinin, gelişen yeni teknoloji, haberleşme ve/veya muhabere cihazının satın alınması, kiralanması, yaptırılması, işletilmesi, bakım ve/veya onarımının sağlanması, uygun görülen sürücülerin ödüllendirilmesi, trafik afiş, ilan ve panoları yaptırılması, yurtiçi / yurtdışı Trafik konulu toplantıların düzenlenmesi ve katılım sağlanması vb son derece geniş bir alanda harcanmak üzere ihdas edilmiş bir fondur.
SGK Payı: Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler dahil tüm resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanır. Sigorta Şirketlerinin bu teminata ilişkin SGK’ya yaptıkları prim katkısıyla bu teminat kapsamında yükümlülükleri sona erer.
Yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere, kamu doğrudan vergilerle yapmak zorunda olduğu üç temel işlevi, doğrudan aldığı vergilerle yerine getirse, Zorunlu Trafik Sigorta primlerinin % 15 civarında ucuzlayacağı son derece aşikardır.
Sonuç olarak, Zorunlu Trafik Sigortaları kapsamında kamu en çok, Sigorta şirketleri daha az kazanan olmalarına rağmen, vatandaşın tamamen kaybeden tarafta olduğu görülmektedir. O halde “Zorunlu Trafik Sigortası neden pahalı ?“ sorusunun yanında cevabı aranması gereken bir başka konu” Zorunlu Trafik Sigortası’nın ucuzlaması için bakış açısı ne olmalıdır ?” sorusudur.
Bu kadar yapıcı eleştirinin ardından bir çözüm önerisi olacak mı?.. Elbette… En azından bir temenni… Zorunlu Trafik Sigortası’nın ucuzlaması; ne tek başına sigorta şirketlerinin fedakârlığıyla, ne de vatandaşın daha fazla yük taşımasıyla mümkündür. Gerçek çözüm; riskle uyumlu fiyatlama, adil vergilendirme ve içerik olarak da dünya standartlarında bir sistem inşa edilmesiyle sağlanabilir.
