Sigorta sektöründe son yıllarda yaşanan ilgi ve büyüme rakamları, risk algısındaki değişimin net bir sonucu olarak dikkat çekiyor. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen, Habertürk'te yayımlanan Sigorta Sayfası programında Rahim Ak’ın sorularını yanıtlayarak, sektörün son yıllardaki dönüşümünü ve 2026’ya ilişkin öngörülerini kapsamlı bir şekilde ele aldı. Özellikle son yıllarda belirsizliklerin ne ölçüde sona erdiği merak ediliyor.
Artan Sigorta İlgisi
Programın başlangıcında, sigortaya olan ilginin geçmiş dönemlerle kıyaslandığında önemli ölçüde yükseldiğine değinen Gülen, risklerin çeşitlenerek günlük yaşamda daha fazla yer bulduğunu açıkladı. Sigortanın bu dönemdeki rolünün daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Gülen, "Bir arkadaşımın yaptığı çalışmaya göre, her an 500 farklı riskle karşı karşıyayız ve bu durum giderek artıyor. Sigorta, bu risklerin transferinin en etkili aracıdır." ifadesini kullandı.
Zorlu Dönemlerin Arkasından Gelen Toparlanma
Uğur Gülen, sigorta sektörünün son beş yılını değerlendirirken, özellikle 2021 ve 2022 yıllarının zorluklarını öne çıkardı. Düşük faiz oranları ve artan enflasyonun sektör üzerindeki etkilerini açıklayan Gülen, "2021 ve 2022 yılları sigorta sektörü açısından oldukça sıkıntılıydı. Düşük faiz ortamında varlıklarımızdan gelir elde edemedik ve yükümlülüklerimizin maliyeti hızlıca arttı." şeklinde konuştu. Ancak 2023 yılındaki toparlanma sinyalleri ve sektörün yeniden dengeye gelme çabaları umut verici olarak değerlendirildi.
2025 Yılında Rekor Prim Üretimi
Gülen, sözlerine devam ederek, sektörün büyüme verilerini açıkladı. 2025 yılında sigorta sektörünün Türk lirası cinsinden yaklaşık 1,3 trilyon TL prim üretimine ulaşması bekleniyor. Bu rakam, yüzde 46’lık bir büyümeye tekabül ediyor. Dolar bazında ise sektör büyüklüğünün 32 milyar dolara ulaştığını belirten Gülen, sadece primlerin değil, poliçe ve müşteri sayısının da belirgin şekilde arttığını ifade etti. Bu durum, sigortaya olan yüksek ilginin net bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Sağlık Sigortalarının Öne Çıkışı
Sağlık sigortaları, sektörde en büyük büyümeyi gösteren alanların başında geliyor. Gülen, "Sağlık sigortacılığı, son 7–8 yılın en parlayan branşı. Hayat dışı sigortacılıkta toplam prim üretiminin neredeyse yüzde 20’sine ulaştı." diyerek bu alanın önemine dikkat çekti. Hem bireysel talebin hem de işverenlerin çalışanlarına sunduğu yan hakların etkisiyle sağlık sigortasının artık yalnızca bir lüks değil, temel bir ihtiyaç haline geldiğini vurguladı.
Yeni Sağlık Yönetmeliği Güvenceleri Artırıyor
1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek olan yeni sağlık sigortası yönetmeliği, sektörde önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkmakta. Gülen, bu düzenlemenin sigortalılara sunduğu avantajları detaylandırdı. Örneğin, sigorta şirketinde tamamlanan bekleme süresinin başka bir şirkete geçildiğinde sıfırlanmaması gibi yeniliklerin güvencelerin artırılmasına katkı sağladığını belirtti. Prim artışlarına getirilen sınırlamaların da tüketici lehine önemli bir adım olduğunu ifade eden Gülen, böylece özel sağlık sigortalarının daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu belirtti.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının Rolü
Artan sağlık sigortalı sayısında tamamlayıcı sağlık sigortasının önemli bir etkisi bulunuyor. Daha önce Türkiye’de sadece 2-2,5 milyon özel sağlık sigortalısı varken, bugün bu rakam 8 milyonu geçti. Gülen, “Bu büyümenin büyük bir kısmı tamamlayıcı sağlık sigortasından geliyor.” diyerek sağlık sigortalarındaki bu büyümenin nedenlerini gözler önüne serdi.
Motor Sigortalarında Rekabet Avantajı
Motor sigortaları konusuna da değinen TSB Başkanı Gülen, kasko ve trafik sigortalarında fiyatların enflasyonun altında artmasının vatandaş lehine olumlu bir durum oluşturduğunu kaydetti. Trafik sigortası primlerinin, kasko sigortası priminden daha yüksek hale geldiğini belirten Gülen, piyasa içindeki rekabetin fiyatları aşağı çektiğini ve bunun sigortalı için olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.
2026 İçin Temkinli Beklentiler
2026 yılına ilişkin beklentilerini "temkinli iyimserlik" olarak tanımlayan Gülen, doğal afet risklerinin ve sektör içindeki rekabetin sürekli olarak izlenmesi gerektiğini vurguladı. 2023'te nispeten hasarsız bir dönem geçirilse de, 2026’ya girerken yine de risklerin devam ettiğini hatırlattı. Sektörün enflasyonun üzerinde büyümeyi sürdürebileceğini ancak 2025 kadar parlak bir yıl beklemediğini ifade etti.
Deprem Gerçeği ve Sigorta Açığı
Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Gülen, sigorta penetrasyonunun özellikle işletmelerde oldukça yetersiz kaldığını aktararak Kahramanmaraş depremlerinde meydana gelen 100 milyar doların üzerindeki hasarın sadece 5-6 milyar dolarının sigorta tarafından karşılandığını vurguladı. Ayrıca, olası bir Marmara depreminde bu oranının daha da düşük kalabileceğine dikkat çekti. Gülen, sigortanın kamu politikaları ve ekonomik istikrar açısından kritik bir destekleyici olduğunu belirtti ve "Sigorta yalnızca sigorta değildir." sözleriyle bu gerçeği dile getirdi.
