Sigorta Şirketi Zora Girerse Ne Yapılmalıdır? Tayfun Ünverdi'den Acente ve Brokerlara Kritik Uyarılar

Son zamanlarda sigorta sektöründe gerçekleşen olaylar, acente ve brokerların poliçe satışı yapmanın ötesinde, çalıştıkları sigorta firmalarının mali sağlamlığına da dikkat etmeleri gerektiğini gösterdi. Tayfun Ünverdi, sigorta şirketlerinin seçiminde finansal verilerin dikkate alınmasının, yalnızca fiyat ve komisyon oranlarıyla sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti; bu durumun etkili bir risk yönetimi için kritik bir unsur olduğunu vurguladı.

Sigorta şirketlerinin mali yapısı neden düzenli takip edilmeli?

Sigorta sektöründe son dönemde yaşanan gelişmeler, acente ve brokerların yalnızca poliçe satışıyla değil, çalıştıkları sigorta şirketlerinin mali yapısıyla da yakından ilgilenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

30 yılı aşkın sigortacılık ve finans deneyimine sahip sektör profesyoneli tarafından yapılan değerlendirmelerde, sigorta şirketlerinin mali durumunun yalnızca fiyat ve komisyon kriterleriyle değerlendirilemeyeceği, şirket seçiminde finansal göstergelerin de önemli bir risk yönetimi unsuru olduğu vurgulandı.

"Her söylenti mali kriz anlamına gelmez"

Değerlendirmede, son dönemde bazı sigorta şirketleri hakkında faaliyet kısıtlamaları, mali yapı tartışmaları ve adli süreçlerin gündeme geldiği belirtilirken, sosyal medyada yer alan her iddianın şirketin mali açıdan zor durumda olduğu anlamına gelmediğinin altı çizildi.

Uzman isim, özellikle resmi açıklamalar dışında yapılan yorumların yanıltıcı olabileceğini belirterek, acente ve brokerların ilk olarak Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından yapılan resmi duyuruları takip etmeleri gerektiğini ifade etti.

"Şirket seçimi artık bir risk yönetimi kararı"

Açıklamada, sigorta aracılarının görevlerinin yalnızca en düşük fiyatı veya en yüksek komisyonu sunan şirketi tercih etmek olmadığına dikkat çekildi.

Bir müşterinin hasar anında ilk soracağı sorunun "Bu şirketi bana neden önerdin?" olacağı belirtilirken, şirket seçiminde uzun vadeli güvenilirliğin fiyat avantajından daha önemli olduğu ifade edildi.

Mali tablolar acenteler için önemli bir rehber

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından yayımlanan finansal tabloların, şirketlerin mali performansını değerlendirmek açısından önemli veriler sunduğu belirtilirken, sektör temsilcilerinin yalnızca dönem kârına değil;

  • Öz kaynak gelişimine,
  • Prim üretimindeki büyümeye,
  • Teknik kârlılık durumuna,
  • Hasar/prim oranına,
  • Likidite seviyesine,
  • Nakit varlıklara,
  • Kısa vadeli yükümlülüklere

birlikte bakmaları gerektiği ifade edildi. Tek bir finansal göstergeyle karar verilmesinin sağlıklı olmayacağı, göstergelerin birkaç dönem boyunca birlikte değerlendirilmesinin daha doğru sonuç vereceği vurgulandı.

Operasyonel sinyaller de yakından izlenmeli

Finansal tabloların yanında operasyonel göstergelerin de önemli olduğuna dikkat çekilen açıklamada;

  • Komisyon ödemelerinde gecikmeler,
  • Hasar ödemelerindeki yavaşlama,
  • Sürekli değişen acente yöneticileri,
  • Mutabakat sorunları,
  • Servis ve ekspertiz kaynaklı şikâyetlerin artması

gibi gelişmelerin de şirketin genel durumu hakkında erken uyarı sinyali verebileceği belirtildi. Ancak tekil şikâyetlerle hüküm verilmemesi, saha gözlemlerinin mali verilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Bağımsız denetim raporları ihmal edilmemeli

Uzman değerlendirmesinde, birçok kişinin yalnızca bilançonun ilk sayfalarına baktığı, oysa bağımsız denetim raporları ve dipnotların şirket hakkında çok daha önemli bilgiler içerdiği belirtildi.

Denetçi görüşü, dikkat çekilen hususlar, ilişkili taraf işlemleri ve sermaye ihtiyacına ilişkin bilgiler gibi başlıkların özellikle incelenmesi gerektiği ifade edildi.

Tek şirkete yoğunlaşmanın riskine dikkat

Acentelerin tüm portföylerini bir veya iki sigorta şirketinde yoğunlaştırmasının önemli risk oluşturabileceği belirtilirken, komisyon gelirleri, açık hasar dosyaları ve yenileme portföyünün tek şirkete bağımlı hale gelmesinin olası krizlerde ciddi sonuçlar doğurabileceği kaydedildi.

Bu nedenle her acentenin kendi portföyü için bir "maruziyet limiti" belirlemesi gerektiği vurgulandı.

Güvence Hesabı her poliçeyi kapsamıyor

Açıklamada, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Sigorta şirketi zor duruma düşerse Güvence Hesabı tüm zararları karşılar" algısının doğru olmadığına da dikkat çekildi.

Güvence Hesabı'nın yalnızca mevzuatta belirlenen zorunlu sigorta türleri kapsamında koruma sağladığı, kasko, konut ve sağlık gibi ihtiyari sigortalarda otomatik bir devlet garantisi bulunmadığı hatırlatıldı.

"Panik değil, risk yönetimi"

Şirketler hakkında ortaya çıkan olumsuz gelişmelerde dedikodu yaymak yerine resmi kaynakların takip edilmesi gerektiği belirtilirken, müşterilere bilgi verilirken de yalnızca doğrulanmış resmi açıklamaların esas alınmasının önemine dikkat çekildi.

Uzman isim, acente ve brokerların her üç ayda bir çalıştıkları sigorta şirketlerine ilişkin risk değerlendirmesi yapmalarını, SEDDK tarafından yayımlanan resmi duyuruları düzenli takip etmelerini ve büyük riskler üstlenmeden önce şirketlerin mali ve operasyonel durumunu gözden geçirmelerini önerdi.

Sonuç

Değerlendirmede, günümüzde iyi sigortacılığın yalnızca doğru poliçeyi düzenlemekten ibaret olmadığı vurgulanırken, müşterinin riskinin hangi sigorta şirketine emanet edildiğinin de en az poliçe şartları kadar önemli olduğu ifade edildi.

Sigorta şirketlerinin mali yapısını düzenli takip etmenin artık acente ve brokerlar için bir tercih değil, mesleki sorumluluğun önemli bir parçası olduğu belirtildi.

Kaynak:

İLGİLİ HABERLER