İstanbul ve Türkiye'nin birçok bölgesinde etkili olan şiddetli rüzgarlar, ardından gelen yoğun yağışlarla beraber ciddi hasarlara neden oldu. Fırtına ve yağışların yol açtığı tahribat, sigorta sektöründe önemli bir tartışma konusu haline geldi. Özellikle, araçlar, konutlar ve iş yerlerinde meydana gelen hasarların sigorta poliçeleri kapsamında karşılanıp karşılanmadığı, mal sahiplerinin en çok merak ettiği konulardan birini oluşturuyor.

Yakın zamanda meydana gelen güçlü rüzgarlar ve fırtınalar, Türkiye'nin pek çok ilinde önemli zararlar doğurdu. Çatıların uçması ve araçların hasar görmesi gibi olaylar dikkat çekici boyutlara ulaştı. Özellikle İstanbul’da çatıdan kopan parçaların hem otomobillere hem de diğer yapıların üzerine düşmesi sonucunda önemli kayıplar yaşandı. Tuzla sahilinde fırtına sebebiyle birçok tekne battı ve 45 teknenin zarar gördüğü bildirildi.
SİGORTA KAPSAMINIZ NELERİ İÇERİYOR?
ARAÇLAR
Kasko sigortası bulunan araç sahipleri, rüzgar sırasında düşen nesneler nedeniyle oluşan zararları poliçe kapsamında talep edebilir. Ancak, trafik sigortası bu tür hasarları karşılamaz. Hasarların kapsamına, çatı ve tabela gibi nesnelerin araç üzerine düşmesi durumunda oluşan hasarlar dahildir.
KONUT POLİÇELERİ
Ev sahipleri eğer konut paket sigortasına sahiplerse, rüzgar kaynaklı hasarların karşılanacağı bilgisini bilmeleri önem kazanıyor. Yine de, bu kapsamı kullanabilmek adına ev sahiplerinin poliçe şartlarını yerine getirmesi gerektiği unutulmamalıdır.
ÇATI HASARLARI
Apartman çatılarının fırtına nedeniyle uçması durumunda, kişisel poliçesi olan daire sahipleri, başka dairelerin poliçelerinin durumu ne olursa olsun çatı hasarlarından tazminat talep edebilir. Müstakil ev sahipleri için de benzer bir durum söz konusudur; sigorta kapsamında tüm zararlara karşılık alabilirler.
ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARA VERİLEN ZARARLAR
Komşuluk Mali Mesuliyet Teminatı
Birçok konut paket poliçesinde, komşulara verilebilecek zararlara ilişkin teminatlar bulunmaktadır. Fırtına esnasında, çatıdan düşen parçaların komşuların araçlarına ya da evlerine zarar vermesi durumunda bu teminat geçerli olacaktır.
İŞYERİ POLİÇELERİ
İş yeri sahipleri, eğer iş yerlerinde poliçe bulunduruyorlarsa fırtınadan kaynaklı çatı uçması ya da su baskınları gibi zararları sigorta şirketlerinden talep etme hakkına sahiptir. Ayrıca, işyeri sahibi olarak üçüncü şahıslara verilecek zararlar için de teminatlar mevcutsa, bu hasarlar da poliçe kapsamında karşılanacaktır.
TEKNE SİGORTALARI
Gövde Sigortası
Tekne sahipleri, araçlar için geçerli olan kasko gibi gövde sigortası yaptırarak, doğal afetler ve hırsızlık gibi durumlarda tazminat alabilirler. Fırtına gibi afetler nedeniyle teknenin zarar görmesi durumunda sigorta devreye girer. Bununla beraber, başka teknelerden kaynaklanan zararlar da ilgili poliçeden karşılanabilir. Ancak, özellikle Tuzla'daki birçok teknenin sigortasız olduğu dikkat çekmektedir.
Fırtınaların evler veya iş yerleri üzerindeki etkileri, mal sahiplerine önemli maddi kayıplar yaşatabiliyor. Sigorta poliçesi bulunmaması durumunda oluşabilecek kayıplar, uzunca bir hukuki süreç başlatabilir. Doğal afetler, güncel yaşam şartlarında sıkça karşılaşılan bir tehdit haline geldiği için, zarar görenlerin durumu karmaşık bir hale gelebiliyor. Bu nedenle, bu tür olayların ardından ne gibi adımlar atılabileceği ve hukuki süreçlerin nasıl işlerlik kazandığı önem kazanıyor.
Doğal afetler, özellikle fırtınalar, hem bireyler hem de işletmeler için ciddi maddi kayıplara yol açabilir. Bu tür durumlarda, kayıpların giderilebilmesi için çeşitli yasal yollar devreye girmektedir. Eğer sigorta poliçeniz yoksa ya da sigortanız yetersiz kalıyorsa, zararlarınızı karşılamak için mahkemeye başvurmanız gerekebilir. Bu süreç, zarar gören bireyin kayıplarını belgelemesi ve tazminat talep etmesiyle başlar.
Zararın Tazmini İçin Yasal Yollar
Bir bina veya işyeri fırtına gibi doğal afetlerden etkilendiğinde, zararların tazmini için hukuki yola başvurmak gerekli olabilir. Öncelikle, zararın belgelendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu noktada, olayın fotoğraflanması, komşuların yazılı tanıklıkları ve resmi raporlar gibi deliller, davanın güçlü bir şekilde yürütülmesine katkı sağlar. Mahkemeye başvurulmadan önce, zarar gören şahıs, oluşan hasarın nedenine dair detaylı bir inceleme yapmalı ve gereken belgeleri toplamalıdır. Eğer zararın meydana gelmesinde ihmal söz konusuysa, bu durum davanın seyrini etkileyebilir ve adli süreç karmaşık bir hal alabilir. Dolayısıyla, doğru delillerin toplanması, davanın sonucunu olumlu yönde etkileme potansiyeline sahiptir.
Mahkeme Süreci ve İhtiyaçlar
Dava süreci başladığında, mahkemeye yapılan başvuru ile birlikte zarar görmüş birey, tazminat talebinde bulunma hakkını elde eder. Bu aşamada, zararın büyüklüğünü ve buna yol açan sebepleri açıkça ifade etmek kritik bir öneme sahiptir. Eğer mahkeme, davada ihmal veya diğer sorumluluk unsurlarını tespit ederse, uygun tazminat miktarını belirleyecektir. Bu süreç, söz konusu zarar ile ilgili arasındaki belgelerin ve tanıklıkların düzenli ve eksiksiz bir şekilde mahkemeye sunulması ile devam eder. Çoğu zaman bu mahkeme süreçleri zorlu ve zaman alıcıdır; bu nedenle alanında uzman bir avukattan destek almak, sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar. Ayrıca, gerekli belgeler ve delillerin zamanında hazırlanması, dava sonucunun lehinize sonuçlanmasına yardımcı olabilir.
Önleyici Tedbirler ve Sigorta Önemi
Fırtınalar gibi beklenmedik olaylar karşısında sigorta poliçeleri önemli bir güvence sağlar. Sigorta, yalnızca maddi kayıpları telafi etmekle kalmaz, aynı zamanda bireylerin stres seviyesini düşürerek yaşam kalitesini de artırır. Bu nedenle, herkes kendi yaşam alanlarını koruma altına alacak uygun sigorta seçeneklerini değerlendirmelidir. Doğru poliçeyi seçmek, olumsuz bir durumda tazminat sürecini hızlandırırken, aynı zamanda potansiyel zararları da minimize etme fırsatı sunar. Uzun vadede, sigorta yaptırmak, belirsizliklere karşı bir koruma kalkanı oluşturur ve bu sayede, olumsuz durumla karşılaşıldığında da daha hazırlıklı olunmasına yardımcı olur. Dolayısıyla, bireylerin sigortaya yönelik yaklaşımını gözden geçirmesi gerekmektedir.