T24 yazarı Tolga Şardan’ın köşesine taşıdığı çarpıcı bilgilere göre; İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nca Arex Sigorta ve bağlı 4 acente hakkında hazırlanan 174 sayfalık iddianame, sigorta sektöründe bugüne kadar gizli kalmış devasa bir zimmet, sahte poliçe ve nitelikli dolandırıcılık ağını gözler önüne serdi.
İşte o yazı;
İstanbul’daki savcılıklar bir süredir finans dosyaları üzerinde yoğunlaştı.
Geçen yılın sonbaharında başlayan finansal suçlarla mücadele çerçevesinde savcılıklar operasyon üzerine operasyon düzenliyor. Bir soruşturma bitmeden bir yenisi açılıyor.
İddianameler arka arkaya yargılamaya dönüşüyor.
Dosyaların kimisi, kapsamındaki ünlü isimler nedeniyle çabucak kamuoyuna düşüyor. Bazıları ise dosyadaki isim ya da isimlerin konumu nedeniyle “geri planda” tutuluyor kanımca. Zira dosyalarla ilgili pek bilgi “uçmuyor” piyasaya.
İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nca yürütülen bir finansal suç dosyası da “bilgisi kamuoyuna yansımayan” veya “yansıtılmayan” dosyalardan.
İddianameye dönüşen soruşturmanın konusu, sigorta zimmeti ve nitelikli dolandırıcılık eylemleri.
Günümüzde ülkede benzerlerine sıkça rastlanan olayın önemi; hem suçun örgütlü yapı oluşturulup işlenmesi, hem de siyaset sahnesinde yeni yeni yer bulan Anahtar Parti’nin “bel kemiği” siyasetçisine yönelik “suç örgütü yöneticisi” iddiası.
Savcılık, aralık ayında yakalamaya dönüştürülen yani gözaltı işlemi yapılan olayla ilgili 174 sayfalık iddianameyi mahkemeye sundu. İddianamede yer alan 21 sanık hakkındaki suçlamalar, “Sigortacılık Kanunu’na muhalefet”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “özel belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık” olarak belirtildi.
İddianame, mahkemece kabul edildi. Hatta dosyanın ilk duruşması sessiz sedasız gerçekleşti geçen nisanda.
Beş sigorta firması ve suç örgütü
İddianamenin bütününe yer vermem elbette mümkün değil. Ancak önemli bölümlerini aktarmak yaşananları anlamak için yeterli olacak.
Hazine ve Maliye Bakanlığı çatısı altında faaliyet gösteren Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), geçen yıl martta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği özel raporla Arex Sigorta, Neza Sigorta Aracılık Hizmetleri, Finex Sigorta Aracılık Hizmetleri, Hep Sigorta Aracılık Hizmetleri ve Mini Sigorta Aracılık Hizmetleri adlı firmalar hakkında suç duyurusunda bulundu.
SEDDK raporda, “söz konusu şirketlerin, ekonomik ve idari bütünlük içinde fiilen birlikte hareket ettikleri bu sebeple anılan şirketler arasında hukuki bir organik bağın mevcut olduğunu” vurguladı.
İddianamede, sanıklardan Ziya Türel ve Şahin Türel’in aralarındaki organik bağ sabit olan Arex Sigorta, Neza Sigorta Aracılık Hizmetleri, Finex Sigorta Aracılık Hizmetleri, Hep Sigorta Aracılık Hizmetleri ve Mini Sigorta Aracılık Hizmetleri adlı şirketlere “talimat verebilecek güce sahip oldukları” anlatıldı.
Suç örgütünün faaliyeti nasıl işledi?
SEDDK raporuna göre, her iki ismin söz konusu şirketlerin fiili yöneticileri oldukları ve adı geçen firmaların, “müşterilerin yaptırmış olduğu sigortaların poliçe prim bedellerinin şirket sisteminde yer alan ve sigortalının ödemesi gereken prim bedellerinden farklı göstererek yüksek meblağlar aldığı” bilgisi verilen iddianamede, şöyle denildi:
“(…) “Sigorta şirketlerinin, sahte poliçeler hazırladıkları, ihaleye girecek firmaların ihaleye girmeden önce vermeleri gereken kefalet senedi sözleşmelerini Arex Sigorta’dan yaptırdığı, kefalet bedelinin yaklaşık yüzde 1.5 ile 2 arasında komisyon alması gerekirken, el altından kefaletin tamamına yakın para alındığı, bu paranın elden alınarak kayıtlara girmesinin önlendiği. (…)”
İddianamede, “örgüt lideri” konumundaki Ziya Türel’in konumu hakkında şu değerlendirme yer aldı:
“(…) Neza acentesinin eski çalışanlarının, acenteler devralıp veya kurup Ziya Türel ve/veya Ziya Türel ile ilişkili kişilerle ticari dayanaktan yoksun para transferi gerçekleştirmeleri, o kadar ki bu paraların acente hesaplarından ve acente yetkilileri hesaplarından Ziya Türel’in akrabalarına, eski eşine ve eski eşinin akrabalarına dahi gönderilmesi,
Ziya Türel’in Neza acentesi kurucu ortağı Ceylan Karaçaylı ile ticari hayatın ötesine giden dostluk ilişkisi, bu dostluk ilişkisi kapsamında Neza acentesi üzerinden bedelsiz sigortacılık hizmetinden faydalanabilmesi, Neza acentesinin kuruluşunda gayri resmi dahli olması gibi hususlar Ziya Türel’in Neza, Hep ve Finex acentelerinin fiili yöneticisi olduğu konusunda şüphe uyandırdığı. (…)”
Anahtar Partili siyasetçi hakkında “örgüt yöneticisi” iddiası
Savcılık, yürütülen çalışmalar sonrasında sigorta zimmeti ve nitelikli dolandırıcılık eylemlerinde, örgüt liderinin Ziya Türel, örgüt yöneticilerinin ise Adnan Süphanoğlu ve Şahin Türel olduğunun saptandığını belirterek, suç örgütünün faaliyetlerini şöyle özetledi:
“(…) Örgüt lideri Ziya Türel, yöneticiler Adnan Süphanoğlu ve Şahin Türel’in Arex Sigorta adlı firmayı daha aktif kullanabilmek için akrabaları, yakın arkadaşları ve çalışanlarına acenteler (Neza, Hep, Finex ve Mini) kurdurduğu,
Örgüt lideri ve yöneticilerinin, iş yaptığı firmalara teminat ve komisyon alabilmek için ortak yaptıkları kişilere emir ve talimatlar vererek iş ve işlemlerini yürüttükleri,
Kefalet senedi satın almak isteyen müşterileri bu acentelere yönlendirdikleri, aksi halde kefalet senedi vermeyeceklerini beyan ederek firmaları tehdit ettikleri,
Kefalet senedi almak isteyen sigortalılardan poliçe primlerinin yanında teminat talep ettikleri, ancak en önemli nokta olarak komisyon adı altında bir nevi tefeci faizine benzer fazla para talep ettikleri,
İhaleye girecek olan sigortalıların bu komisyonu vermediği taktirde, ihaleye giremeyeceği ve yüksek kârlardan mahrum kalacağı için çoğunun bunu kabul ederek istenen komisyonu verdiği ancak bunun özel kanunda tanımlanan bir suç olduğu,
Örgüt yönetici ve üyelerinin, bunu gizlemek için teminat olarak aldığı ancak kefalet senedi iadesinden sonra bu paranın büyük kısmını vermeyerek çek olarak tahsil ettikleri ve zimmetlerine geçirdikleri, bunun yanında kefalet senedi satın alan sigortalıların ödemesi gereken poliçe primlerinin fazladan alındığı,
Bu işlemin, iki farklı şekilde yapıldığı; birincisinin sigortalının güvenini kullanarak gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, telefonda veya WhatsApp üzerinden ‘şu kadar prim ödemeniz var, hesaba atar mısınız?’ denilerek hesaba gerçek prim tutarından fazla para yatırtılması,
İkinci yöntemde; poliçesini isteyen sigortalılara sahte hazırlanmış ve prim kısmı değiştirilerek daha yüksek fiyat yazılmış poliçelerin sigortalıya gönderilmesi, sigortalıların belgenin sahte olduğunu anlamadıkları için parayı ödemeleri şeklinde gerçekleştiği,
Suç örgütünün illegal olaylarının ortaya çıkması ve SEDDK müfettişlerince inceleme başlatılması üzerine, şirketin usulsüzlüklerini örtemeye çabaladığı, uzmanların talep etmiş oldukları belgeleri ya vermedikleri ya da gerçeğe aykırı beyanda bulundukları,
Operasyon aşamasında yakalananların cep telefonlarında yapılan ön incelemede görüldüğü üzere sohbet gurupları kurarak inceleme ve soruşturma hakkındaı fikir alışverişinde bulundukları,
Şüphelilerin eylemlerin tümünden sorumlu olmasa da bilgilerinin olduğu, ortada çok yüksek meblağların bulunduğu, örgüt yönetici ve üyelerinin her birinin maddi menfaatinin olduğu, suç örgütünün de bu nedenle devam ettiği. (…)”
Süphanoğlu, paraları zimmetine geçirdi!
Savcılık iddianamesinde, aynı zamanda Anahtar Parti’nin Başkanlık Divanı, MYK Üyesi ve Kurucular Kurulu’nda görev yapan iş insanı Adnan Süphanoğlu’na yönelik “kefalet sigortası yaptırmak isteyen firmaları özellikle bu acentelere yönlendirdiği, kefalet senedi almak isteyen firmalardan teminat aldığı ancak bu teminatın belli bir kısmını vermeyerek bir nevi faiz/komisyon alarak haksız kazanç sağladığı, firmaya ait paraları zimmetine geçirerek tasarrufta bulunduğu, örgüt yöneticisi sıfatı ile bütün eylemlerden sorumlu olduğu” değerlendirmesini yaptı.
Savcılık iddianamede sanık Süphanoğlu yönelik Sigortacılık Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre 348.5 yıldan bin 109 yıla kadar hapis cezası ve değişik oranlarda para cezası talebinde bulundu.
Dediğim gibi, dosyanın ilk duruşması nisan ayında gerçekleşti.
İş insanı Süphanoğlu’nun Anahtar parti için önemi de ortada. Bakalım süreç nasıl devam edecek?
