Yazı İşleri Müdürü
Tüm Yazıları

Tahkimde Başvuru Sayısı Düşmedi, Engellendi!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) kanadından gelen son veriler, Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan günlük başvuru sayısının 1000 seviyelerine kadar gerilediğini gösteriyor. İlk bakışta bu tablo, sigorta şirketlerinin hasarları zamanında, eksiksiz ödediği ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkların bıçak gibi kesildiği izlenimini yaratabilir.
Ancak sahadan, mutfaktan, yani bizzat bu uyuşmazlıkları çözen sigorta hakemlerinden, taraf vekillerinden ve mağduriyet yaşayan vatandaşlardan gelen sesler hiç de öyle demiyor.
Gerçekten sigortacılıkta sorunlar bitti mi, yoksa başvuruların önü bürokratik engellerle mi kesildi?

Sahadaki Gerçek: 2,5 Ay Süren Pert Analizleri ve Yönlendirmeler

Geçtiğimiz günlerde bir sigorta hakem dostumla sohbet ederken aktardığı somut bir olay, istatistiklerin perde arkasını özeti niteliğindeydi.
Bir sigortalının aracı ağır hasar alıyor ve pert süreçlerine giriyor. Vatandaşın sovtaj bedelini (hasarlı araç kalıntısının satış değerini) alabilmesi tam iki buçuk ay sürüyor. İş burada da bitmiyor; geriye kalan bakiye tazminat talebi için sigortalı doğrudan arabuluculuğa ve uzlaşma masalarına yönlendiriliyor. Hak arama süresi uzadıkça uzuyor, mağdur olan vatandaş helalleşmek durumunda bırakılıyor.
Yani şirketler hasarları bir günde eksiksiz ödüyor değil; vatandaş pes ettiriliyor!

KTK 97. Madde Ne Diyor, Düzenlemeler Ne Yapıyor?

Konunun hukuki ve teknik boyutundaki en büyük kırılma noktası ise Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 97. maddesi ile yayınlanan genelge ve sirkülerler arasındaki çelişkide yatıyor.
KTK Madde 97 Nedir? Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi, zarar görenin dava açmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasını şart koşar. Kanun metninin amacı; sigorta şirketine başvuru yapılması, şirketçe 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde hak sahibine doğrudan yargı veya Tahkim yolunu açmaktır.
Ancak uygulamaya konulan sirkülerlerle; Tahkime başvuru hakkı, henüz tamamlanmamış veya süreci uzayan ekspertiz raporlarının sistemde görünmesi zorunluluğuna bağlandı.
Yani kanun "Şirkete başvurdun, 15 günde olumlu yanıt alamadıysan Tahkime gidebilirsin" derken; çıkarılan alt düzenlemeler "Ekspertiz raporu sisteme düşmeden veya şirket süreci bitirmeden adım atamazsın" engeli koyuyor. Kanuna açıkça aykırı olan bu şartlandırma yüzünden vatandaş Komisyon kapısından dönüyor.
Başvurular kendiliğinden azalmıyor; prosedür duvarlarıyla engelleniyor!

Tahkimi Kapatırsak Başvuru Sıfırlanır!

Eğer başarı kriterimiz başvuru sayılarını kağıt üzerinde düşürmekse, SEDDK Başkanı’na samimi bir önerimiz var: Tahkim Komisyonu’nu tamamen kapatın, başvuru sayısı sıfıra düşsün! Böylece kağıt üstünde sıfır uyuşmazlık içeren mükemmel bir sigorta sektörüne kavuşmuş oluruz.
Ama işin aslı öyle değil. Tahkim yolunun zorlaştırılması sorunu ortadan kaldırmıyor, sadece yönünü değiştiriyor. Anayasal ve kanuni bir hak olan hak arama özgürlüğü kısıtlanamayacağı için, Tahkime gidemeyen vatandaşlar yönünü Adli Yargıya (Genel Mahkemelere) çeviriyor. 
Peki, adli yargıdaki sigorta dava sayılarındaki artışı araştıran var mı? Zaten yükü ağır olan mahkemelerin sırtına yüklenen bu yeni dosya yükünün hesabını kim veriyor?

Asıl Görev Tüketici Haklarını Korumaktır

Sigorta sektörünün büyümesi, güven üzerine inşa edilmesinden geçer. SEDDK’nın ve düzenleyici kurumların birincil görevi, istatistiki başarı öyküleri yazmak değil; tüketicinin hakkını korumak ve sigorta sistemine olan güveni tesis etmektir.
Tahkime başvuruların düşmesi bir başarı kriteri değil; sahadaki tıkanıklığın ve geciktirilen adalet mekanizmasının alarm zilleridir. Gerçekleri halının altına süpürmek yerine, kanunun ruhuna uygun şekilde hak arama yollarını açık tutmak zorundayız.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *