Küresel elektrikli araç satışları, 2025 yılında %20'lik bir artış göstererek 20,7 milyon adede ulaşarak tarihsel bir zirveye ulaştı. Bu büyüme, özellikle Avrupa ve Çin pazarlarından kaynaklanıyor ve sigorta sektöründe batarya maliyetleri, kasko fiyatlaması, yedek parça erişimi ve reasürans modellemeleri gibi konularda önemli değişiklikler getirecek gibi görünüyor.
Çin ve Avrupa'nın Dominasyonu
Elektrikli araç satışlarının büyük bir kısmı, Çin pazarında gerçekleşti. 2025 yılında 12,9 milyon elektrikli araçla Çin, küresel piyasada %17'lik bir büyüme kaydetti. Bu başarının arkasında rekabetçi fiyatlar, geniş model yelpazesi ve iç pazardaki güçlü talep yatıyor. Avrupa pazarı ise %33 oranındaki büyüme ile dikkat çekiyor; özellikle Almanya'da %48 ve İngiltere'de %27 oranında artış gözlemleniyor. Bu gelişmeleri destekleyen faktörler arasında sübvansiyon programları ve emisyon hedefleri gibi düzenleyici girişimler öne çıkıyor. Öte yandan, Kuzey Amerika pazarı %4'lük bir küçülme ile 1,8 milyon adette kaldı. ABD'deki teşviklerin kısıtlanması, büyümenin yalnızca %1 seviyesinde kalmasına neden oldu.
Sigorta Sektöründe Elektrifikasyon Etkisi
Elektrikli araçların artışı, sigorta sektöründe önemli değişikliklere yol açmaktadır. Elektrikli araçların toplam araç parkındaki payının yükselmesi, fiyatlama, teminat tasarımı ve hasar yönetimi konularında yeni dinamikler oluşturuyor. Özellikle bataryaların değişim ve tamir süreçleri, sigorta maliyetlerini doğrudan etkiliyor ve kasko ürünlerinde prim fiyatlarının yanı sıra hasar süreçlerini de şekillendiriyor. Ayrıca, yedek parça erişiminde ülkeden ülkeye değişiklikler, Çinli markaların yeni pazarlara hızlı girişleri ile birleşince sigorta şirketlerinin risk değerlendirmelerinde belirsizlikler doğurabiliyor. Avrupa'da ise telematik verilerin yaygın kullanımı, sürüş alışkanlıkları ile hasar frekansları arasındaki ilişkiyi daha iyi modellemeye olanak tanıyor.
2026 yılı itibarıyla Çin’de elektrikli araçların ilk kez satın alma vergisi uygulanması ve sübvansiyon sisteminin araç fiyatlarıyla doğru orantılı olarak yeniden düzenlenmesi bekleniyor. Öte yandan Avrupa’da, içten yanmalı motorlu araçlara yönelik 2035 yılı için planlanan satış yasağının belirli esnekliklerle yeniden şekillendiği görülüyor. 2035 hedefinin yüzde 100 emisyon sınırından yüzde 90’a çekilmesi ve geri kalan yüzde 10’luk emisyon oranının düşük karbonlu çelik, e-yakıt ve biyoyakıt gibi yenilikçi teknolojiler ile dengelenmesi planlanıyor. Bu gelişme, geçiş sürecinde sigorta ürünlerinin tamamen elektrikli araçlara değil, hibrit modellerin de yer aldığı bir döneme uygun olarak tasarlanmasını zorunlu kılmakta.
Regülasyonların Etkisi
Yeni regülasyonlar, elektrikli araçların benimsenmesini ve piyasa dinamiklerini önemli ölçüde etkileyebilir. Elektrikli araçlar için vergi uygulamalarının başlaması, potansiyel alıcıları bu araçlara yönlendirebileceği gibi, mevcut araç sahipleri için de belirli ekonomik yükümlülükler oluşturabilecektir. Avrupa'da içten yanmalı motorlu araçlara getirilen kısıtlamaların güncellenmesi ise, tüketicilerin tercihlerini etkileyerek hibrit araçların daha fazla ilgi görmesine yol açabilir. Bu bağlamda, sigorta şirketlerinin sunduğu ürünler de bu değişimlere uyum sağlayacak şekilde adaptasyon göstermek zorunda kalacaktır. Uzun vadede, bu regülasyonlar dikkatlice tasarlanmazsa, piyasanın dengesizleşmesine yol açabilir.
Kuzey Amerika Pazarında Dönüşüm
Küresel elektrikli araç satışlarının yüzde 20 artması, pazarın dayanıklılığının bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Benchmark'a bağlı Rho Motion'ın Veri Müdürü Charles Lester, bu bağlamda Avrupa'nın en hızlı büyüyen bölgesi haline geldiği üzerinde duruyor. Ancak ABD'de vergi teşviklerinin geri çekilmesinin etkisiyle, 2026 yılında ilk kez elektrikli araç satışlarının neredeyse üçte bir oranında küçülmesi bekleniyor. Kuzey Amerika pazarı, bu tür piyasa değişikliklerine hazırlık yapmak zorundadır. Bu dönüşüm, hem otomotiv sektörünü hem de sigorta şirketlerini etkileyerek yeni stratejilerin geliştirilmesine yol açacaktır.
Elektrikli Araç Sigortasında Yeni Dönem
Elektrikli araç sigortacılığı, 2026 ile 2028 yılları arasında önemli bir evrim geçirmeye hazırlanıyor. Bu dönemde, batarya teminatları, şarj istasyonu sorumluluk sigortası, yeşil kasko seçenekleri, telematik sistemlerine dayalı fiyatlamalar ve batarya garantisi uzatma ürünleri pazarın ayrılmaz parçaları haline gelecek. Reasürans alanında da bataryalara yönelik hasar değerlendirme kriterlerinin, coğrafi çeşitlilik ve model çeşitliliği açısından yeni risk modellemelerine ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Özellikle, batarya hasarlarının pert kararları üzerindeki etkisi, sigorta sektöründeki dinamikleri değiştirebilir. Bu yaklaşım, gelecekte elektrikli araçların daha güvenli ve etkili bir şekilde sigorta kapsamına alınmasına olanak tanıyacak.
