Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Yönetim Kurulu, 10 Aralık 2025 tarihi itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile bir araya gelerek sigorta sektörünün güncel durumunu ve 2030’a yönelik hedeflerini ele aldı. Bu önemli toplantıya Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı Ekonomik İlişkiler Koordinatörü Ahmet Oğuz Sarıca da katılarak katkıda bulundu. Toplantının ana gündem maddelerinde sektörün performans değerlendirmesi ve geleceğe dair stratejik planlar yer aldı.
Toplantı İçeriği ve Sektör Analizi
Toplantıda, Türkiye sigorta sektörünün ekonomik açıdan yeri ve mevcut performansı detaylı bir şekilde değerlendirildi. TSB’nin sunduğu raporlar eşliğinde, sektörün Türkiye ekonomisindeki rolü ve beklenen büyüme havuzları masaya yatırıldı. Katılımcılar, sigorta pazarının daha da derinleşmesi ve kapsamının genişlemesi için yapılması gereken iş birlikleri üzerinde durdu. Bu bağlamda, sektördeki yol haritası ve büyüme hedefleri belirlenerek Türkiye’nin sigorta sektörünün dünya genelindeki yerini güçlendirmek adına hangi adımların atılması gerektiği tartışıldı.
Sektör Büyüklüğü ve Gelecek Vizyonu
Yapılan sunumda, sigorta sektörünün toplam prim üretiminin 1,06 trilyon TL, aktif büyüklüğünün 3,4 trilyon TL olduğu bilgisi paylaşıldı. Ayrıca, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fon hacminin de 2 trilyon TL’yi aştığı belirtilerek, toplamda 34,6 milyon sigortalı sayısıyla Türkiye ekonomisine sağlanan derinlik ve kapsayıcılığın önemi vurgulandı. 2030 hedefleri doğrultusunda, sigorta penetrasyon oranının %5’e çıkarılması ve BES fon büyüklüğünün 5 trilyon TL seviyesine ulaşılması amaçlanıyor. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi, Türkiye'nin ekonomik sağlığını ve istikrarını destekleyecek önemli bir adım olarak görülüyor.
Deprem Reformları ve Sigortalılık Artışı
Toplantının dikkat çeken konularından biri de deprem ile ilgili yapılması gereken reformlar oldu. Zorunlu deprem sigortasının kapsamının genişletilmesi, kamu reasürans kapasitesinin artırılması ve sigortalılık oranlarının yükseltilmesine yönelik yapısal reform önerileri masaya yatırıldı. Ayrıca, afet risklerinin daha etkin bir şekilde yönetilmesi için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği güçlü bir şekilde dile getirildi. Bu bağlamda, kentsel dönüşüm ve yapı güvenliği konuları da önemli başlıklar arasında yer alarak, sektördeki dönüşüm sürecinin hız kazanmasına katkı sağlanması hedefleniyor.
Toplantıda, Türkiye'nin 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için karbon piyasalarının sağladığı olanaklar ve sigorta sektörünün iklim politikalarındaki yeri masaya yatırıldı. Yeşil dönüşümün devam ettiği bu süreçte, sigortacılığın risk yönetimi ve finansal dayanıklılığı güçlendirme açısından önem arz eden bir araç olarak değerlendirildi.
Sektörün İklim Politikalarındaki Rolü
Toplantıda dikkate değer bir konu, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefine erişme çabasıydı. Bu bağlamda karbon piyasalarının sağladığı fırsatlar detaylı bir şekilde ele alındı. Katılımcılar, karbon ticaretinin hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik fayda açısından nasıl bir avantaj sunabileceği üzerinde durdular. Ayrıca, sigorta sektörünün bu yeni politikalar çerçevesinde hangi konumda olacağı ve bu dönüşümde nasıl etkin bir role sahip olacağı üzerinde yoğun bir tartışma yapıldı. Beklentiler, sigorta ürünlerinin de çevre dostu hale getirilmesi ve bu doğrultuda gerekli düzenlemelerin yapılması yönünde şekillendi. Yeşil dönüşüm sürecinin sunduğu bu fırsatlar, geleceğin sigorta yaklaşımlarını şekillendirecek unsurlar arasında yer alıyor. Böylece, sigortacılığın yalnızca bir risk yönetimi aracı olmanın ötesinde, çevresel sorumluluk sahibi bir sektör haline gelmesi hedefleniyor.
Sağlık, Tarım ve Katılım Sigortacılığı Konuları
Toplantıda sağlık sigortası ile ilgili koruyucu çözümlerin güçlendirilmesi ön plana çıktı. Uzun süreli bakım sigortası ihtiyacının arttığı ve yaşlanan nüfusa yönelik yeni ürün ve hizmet modellerinin geliştirilmesi gerektiği üzerinde duruldu. Ayrıca, tarım sigortaları ve katılım sigortacılığı gibi önemli konular da görüşülen başlıklar arasında yer aldı. Bu alanlardaki düzenleme ihtiyaçlarına dair geniş bir tartışma gerçekleştirildi. Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi yapılar, dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerle birlikte ele alınarak daha kapsayıcı bir yapı oluşturma yönünde fikirler paylaşıldı. Türk Dünyası Sigorta Birliği'nin ortak reasürans havuzu oluşturulması ve bölgesel iş birlikleri geliştirme konularında yapmış olduğu değerlendirmeler de toplantının önemli maddeleri arasında bulunuyordu. Bu çerçevede, sigorta sektörünün iş birliği ve dayanışma içinde hareket etmesi gerektiği vurgulandı.
COP31 ve Ortak Çalışma Grubu Önerisi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, toplantıda afet risklerinin kapsamlı bir biçimde ele alınması gerektiğini vurguladı. Yılmaz, sektörün prim hedeflerinin daha iddialı bir şekilde belirlenmesini savunarak, ilgili kurumları içine alacak bir ortak çalışma grubunun oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesinde sigorta sektörünün aktif bir rol oynaması gerektiğini belirten Yılmaz, bu durumun sigorta sektörünün önemini artırırken aynı zamanda çevresel hedeflere ulaşmak için gerekli katkıyı sağlayabileceğinin altını çizdi. Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, sigorta sektörünün ekonomik dayanıklılığı artırma, sürdürülebilir kalkınma sağlama ve toplumsal refahı esas alma konularında stratejik bir rol üstlendiği ifade edildi. Bu bağlamda, Türkiye Sigorta Birliği de daha dirençli ve sürdürülebilir bir sigorta yapısı oluşturma amacını sürdürdüğünü açıkladı.
Toplantının sonuç kısmında Türkiye Sigorta Birliği, ülke ekonomisi için daha dirençli, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir sigorta mimarisi geliştirme yönündeki kararlılığını bir kez daha vurguladı ve bu alandaki çalışmalara hız kesmeden devam edeceğini bildirdi.
