Türkiye'de trafiğe kayıtlı araç sayısı 34 milyonu geçerken, bu araçların yaklaşık 25 milyonu kasko güvencesine sahip değil. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün amacının sadece prim elde etmek olmaması gerektiğini, asıl hedefin koruma açığını azaltmak olduğunu belirtti. Yaşar, trafik ve kasko sigortalarının değerlendirilmesinin, ödenen tazminatlar ve sunulan güvence ile ilişkilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sigorta Sektöründe Koruma Açığı ve Eğilimler
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in trafik ve kasko sigortalarına dair kamuoyuna yaptığı açıklamaların ardından konuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. Yaşar, sigortacılığın yalnızca poliçe fiyatları üzerinden değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekerek, sektörün temel amacının vatandaşların karşılaştığı risklerin güvence altına alınması olduğunu vurguladı. Yaşar’a göre, sigorta sisteminin esas hedefi, primleri artırmak değil, herhangi bir olumsuz durumda bireylerin mali yüklerini üstlenmektir.
Sigorta Yaptırmayan Araç Sayısı ve Rakamlar
Bendevi Palandöken, Türkiye'deki 34 milyon aracı da göz önünde bulundurarak, bu araçlardan sadece 9 milyonunun kasko politikasına sahip olduğunu ve 7 milyonun sigortasız kaldığını ifade etti. Sigorta maliyetlerinin yüksekliksinin ve sistemdeki belirsizliklerin, vatandaşların sigorta yaptırma konusundaki isteksizliklerini artırdığına dikkat çekti. Bu bağlamda yaşanan ekonomik zorlukların, araç sahibi olan bireylerin sigorta tercihlerini etkilediğini belirtiyor. Araç fiyatları, parça maliyetleri ve diğer finansman giderleri, sigorta primleri üzerinde doğrudan etki sahibi olmaktadır.
Tazminat Miktarları ve Ortalama Prim Artışı
2026 yılının Mayıs ayı itibarıyla trafik ve kasko sigortalarında ödenen toplam tazminat tutarının geçen seneye göre %36 artarak 114,4 milyar TL’ye çıktığı açıklandı. Bu süreçte, trafik sigortası alanında 505 binin üzerinde ve kasko sigortasında ise 568 binin üzerinde dosyaya ödeme yapıldığı bildirildi. Ahmet Yaşar, bu beş aylık dönemde sektörün 1,1 milyon kişiye tazminat ödendiğini açıkladı. Bununla birlikte, ortalama trafik sigortası priminin yalnızca %8 oranında arttığını ve bu artışın enflasyon karşısında düşüş gösterdiğini belirtti.
Koruma Açığını Azaltma Stratejileri
Ahmet Yaşar, Türkiye'de trafiğe kayıtlı araçların sayısının 34 milyonu aştığını hatırlatarak, sigorta sektöründeki temel sorunlardan birinin koruma açığını azaltmak olduğu ifade etti. Kamuoyunda dile getirilen "7 milyon sigortasız araç" iddiasının gerçeği yeterince yansıtmadığını belirtti. Bu sayının içinde trafik sigortası yaptırma zorunluluğu olmayan motorlu bisikletler ve uzun süre kullanılmayan araçlar olduğunu açıkladı. Böylece, bu ayrıştırmalar yapıldığında zorunlu trafik sigortasında sigortasızlık oranı %16 seviyelerine düşmektedir.
Toplumsal Güvence ve Sigortasızlık Sorunu
Sigortasızlık sorununun önemli bir problem olduğunu vurgulayan Yaşar, trafik sigortasının bireylere, özellikle de üçüncü kişilere sağladığı koruma açısından kritik bir mekanizma olduğunun altını çizdi. Ayrıca, sigortasızlığın azaltılmasının hem vatandaşların korunması hem de trafik sisteminin etkinliği açısından elzem olduğunu belirtti. Türkiye'deki 34 milyon motorlu araca karşılık kasko güvencesinin yalnızca 9 milyon araçta mevcut olduğunun altını çizen Yaşar, 25 milyon aracın çeşitli risklere karşı korunmasız kaldığını ifade etti.
Fiyatlandırma ve Rekabet Koşulları
Aynı araç için farklı sigorta şirketlerinden alınan teklifler hakkında değerlendirmelerde bulunan Ahmet Yaşar, sigortacılığın risk yönetimi üzerine kurulu bir sistem olduğunu belirtti. Sigorta fiyatlarını etkileyen faktörlerin yalnızca aracın markasından ibaret olmadığını, sürücünün hasar geçmişi, yaşı, yeri ve kullanım şekli gibi birçok etken olduğunu ekledi. Yaşar, farklı şirketlerden alınan teklifler arasındaki farklılıkların, rekabetin ve piyasa şartlarının doğal bir sonucu olduğunu ifade etti.
Sonuç ve Beklentiler

Yaşar, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şeyin, yüksek sigortalılık oranları ve koruma açığının azaltılması olduğuna dikkat çekerek, ihtiyaç duyulan güvenceye erişimin sağlanmasının esas olduğunu ifade etti. Sigortacılığın, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliği destekleyen vazgeçilmez bir sistem olduğunu belirten Yaşar, toplumun bu sistem üzerinden daha dayanıklı hale gelmesinin önemini vurguladı.