Eksper atama sistemi, değer kaybı hesaplamaları, raporlama standartları ve itiraz mekanizmalarına kadar hasar süreçlerinde kapsamlı bir dönüşüm süreci başlıyor. Sektörde uzun süredir tartışma konusu olan uygulamaların daha kurallı ve ölçülebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenirken TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, “Amacımız eksperlik mesleğini daha sistematik ve kurallara dayalı bir yapıya kavuşturmak” diyerek yeni dönemin temel yaklaşımını ortaya koydu.
Sigorta sektöründe hasar süreçlerinin daha şeffaf, hızlı ve standart bir yapıya kavuşturulmasına yönelik düzenlemeler hız kazanırken, eksperlik sistemi bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Eksper atama modelinden raporlama yapısına, değer kaybı uygulamalarından itiraz süreçlerine kadar birçok başlık yeniden ele alınırken amaç hem süreçleri sadeleştirmek hem de sektördeki uyuşmazlıkları azaltmak olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede yapılan düzenlemelerle birlikte hasar süreçlerinin uçtan uca daha kurallı ve sistematik bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Yeni model, sigortalının tazminata daha hızlı ve doğrudan erişmesini sağlarken eksperlik mesleğinin kurumsal yapısının güçlendirilmesini de amaçlıyor. Sigorta Ekranı’nda Sigorta Medya Genel Yayın Yönetmeni Can Kantar’a konuk olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, eksperlik sisteminde hayata geçirilen ve planlanan düzenlemelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Eksper atama sistemi, değer kaybı hesaplamaları, raporlama standartları, itiraz ve hakem eksper mekanizması ile tedarik süreçlerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Erdem, sektörde uzun süredir tartışma konusu olan alanlara ilişkin önemli mesajlar verdi. Erdem, özellikle hasar süreçlerinin daha kurallı ve sistematik bir yapıya kavuşturulması, uyuşmazlıkların azaltılması ve sigortalının tazminata doğrudan erişiminin sağlanmasının yeni dönemin temel hedefleri arasında yer aldığını vurguladı. Son dönemde yoğun bir mevzuat değişikliği süreci yaşandığını belirten Erdem, bu değişimlerin temel amacının eksperlik mesleğini daha güçlü ve sistematik bir yapıya kavuşturmak olduğunu söyledi. Eksperlik mesleğinin sigorta sektörünün önemli aktörlerinden biri olduğunu belirten Erdem, “Temel amaç, bu mesleğin sigorta sisteminin güvenilirliğini daha da artıracak şekilde yapılandırılması. Bu kapsamda geçmişten gelen çalışmalarımızın mevzuata yansıdığını görüyoruz. Mevzuat güncellemeleriyle birlikte ekspertiz süreçlerini daha sistematik ve kurallara dayalı bir hale dönüştürmeye çalışıyoruz. Çünkü sistematiğin olduğu yerde sorunlar, tartışmalar ve uyuşmazlıklar önemli ölçüde azalacaktır” dedi.
“İki temel hedefimiz var: kurumsallaşma ve uyuşmazlıkların azaltılması”
Yürütülen çalışmaları iki ana başlıkta ele aldıklarını ifade eden Erdem, “Birincisi mesleğin kurumsal yapısını güçlendirmek ve ekspertiz süreçlerini sistematik, kurallara bağlı bir hale getirmek. İkinci aşamada ise uyuşmazlıkların azaltılması, sigortalıların ve hak sahiplerinin tazminat hesaplamalarının doğru yapılması ve sektöre olan güvenin artırılması. Tüm çalışmalarımızı bu iki temel hedef üzerine kurguladık” açıklamasında bulundu. Araç değer kaybı konusunun Türkiye’de uzun süredir tartışmalı bir alan olduğuna dikkat çeken Erdem, mevcut yapının sağlıklı işlemediğini vurguladı. Geçmişte farklı yargı kararları ve düzenlemelerle hesaplama yöntemlerinin değiştiğini hatırlatan Erdem, mevcut yöntemin homojen ve ölçülebilir bir yapıya sahip olmadığını belirterek “Yargıtay’ın belirlediği hesaplama yöntemindeki parametreler bizim geliştirdiğimiz formülden alınmış olsa da hesaplama yöntemi homojen değil. Herkes için aynı ve ölçülebilir bir kurala dayalı bir yapı söz konusu değil. Bu da doğal olarak uyuşmazlıkları artırıyor” diye konuştu.
“Vatandaşın ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmayacak”
Yeni sistemle birlikte sigortalıların değer kaybı için ayrı bir başvuru süreciyle uğraşmayacağını vurgulayan Erdem, “Vatandaşlar, dosyalarına eksper atandığı durumda değer kaybı tazminatı için ekstra bir başvuru yapmak zorunda kalmayacak. Sigorta şirketleri hasar tazminatlarıyla birlikte değer kaybı tazminatını da ödeyecek. Buradaki temel amacımız vatandaşın herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan tazminata erişimini sağlamak” açıklamalarında bulundu.
Erdem, bu uygulamanın aynı zamanda süreçteki manipülasyon ihtimalini de ortadan kaldıracağını ifade etti. Yeni yapının uyuşmazlıkları azaltacağını belirten Erdem, sorunun ödeme isteksizliğinden değil, hesaplama yönteminden kaynaklandığını söyleyerek “Sigorta şirketlerinin bu konuda ödememe eğilimi gibi bir durum söz konusu değil. Sorun hesaplama yönteminden kaynaklı uyuşmazlıklar. Bu sistemle birlikte bu uyuşmazlıkların büyük ölçüde ortadan kalkacağını düşünüyoruz” dedi.

Yapay zekâ destekli değerleme sistemi yolda
Erdem, yeni dönemde teknik altyapının da güçlendirileceğini belirterek yapay zekâ destekli sistem çalışmalarına da değindi. Eksperlerin araç rayiç değerlerini belirleyeceği bir liste oluşturduklarını aktaran Erdem, şöyle devam etti: “Bunun yanında geçmiş hasarlı araçların emsal fiyatlarından beslenen, yapay zekâ destekli bir yapı kurmayı planlıyoruz. Bu sistem, aracın geçmiş hasarlarını, tramer kayıtlarını ve ilgili tarihteki gerçek piyasa değerini birlikte değerlendirerek daha doğru bir hesaplama yapılmasını sağlayacak.” Yeni sistemin uygulama takvimine ilişkin de bilgi veren Erdem, sürecin aşamalı olarak hayata geçirileceğini belirterek “Uygulama 1 Nisan itibarıyla Bursa ve Ordu illerinde pilot olarak başlayacak. Eksperler sıralı olarak atanacak ve araç üzerinde gerekli tespitleri yaptıktan sonra hasar tespitiyle birlikte değer kaybı tazminatını da hesaplayarak süreci ilerletecek”
“1 Temmuz’da Türkiye geneline yayılması planlanıyor”
Pilot uygulamanın ardından sürecin ülke geneline yayılmasının planlandığını belirten Erdem, “1 Nisan’da Bursa ve Ordu’da başlayacak pilot uygulamanın ardından, herhangi bir sorun yaşanmaması halinde 1 Temmuz itibarıyla Türkiye genelinde uygulamaya geçilmesi öngörülüyor. Kurumun bu noktada uzatma yetkisi de var ancak süreç normal şekilde ilerlerse 1 Temmuz’da tüm Türkiye sathında uygulama başlamış olacak” dedi.
“Süreç kontrolsüz bir noktaya dönüştü”
Mevcut yapının yarattığı sorunlara da değinen Erdem, özellikle değer kaybı süreçlerinin zamanla kontrolsüz bir alana dönüştüğünü belirterek, “Bugün geldiğimiz noktada süreç ciddi şekilde kontrolden çıkmış durumda. Kazadan hemen sonra vatandaşların aranması, yönlendirilmesi gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Hatta eksper arkadaşlarımızın dahi bu süreçlerle ilgili aranabildiğini görüyoruz. Konu artık rahatsız edici bir boyuta ulaştı” açıklamalarında bulundu.
Erdem, sürecin kısa sürede dengeleneceğini ifade ederek “Bu konuda kararlıyız. SEDDK da bu süreçte çok net bir irade ortaya koyuyor. Biz de eksperlik kurumu olarak gerekli desteği sağlıyoruz. Bu yıl içerisinde peyderpey uyuşmazlıkların önemli ölçüde azalacağını öngörüyoruz” dedi.
Erdem, nihai hedefin değer kaybı süreçlerinin tamamen eksperler üzerinden yürütülmesi olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Amacımız, değer kaybı süreçlerinin tamamen eksper tarafından belirlenmesi ve bu belirleme sonrasında vatandaşın tazminatına doğrudan ulaşabilmesi. Genel şart değişiklikleriyle birlikte bu süreçlerin yıl sonuna kadar önemli ölçüde düzenli ve kontrol edilebilir bir yapıya kavuşacağını düşünüyoruz.”
Süreç tüketici lehine hızlanıyor, itiraz hakkı korunuyor
Yeni düzenlemelerin tüketici açısından etkilerini değerlendiren Erdem, getirilen sistemin itiraz mekanizmalarını ortadan kaldırmadığını vurguladı. Tüketicinin belirlenen tazminatı yetersiz bulması halinde tahkim ve yargı yollarına başvurma hakkının devam ettiğini belirten Erdem, sigortalıların eksper nezdinde de itiraz edebileceğini ifade etti. Yeni yapının en önemli kazanımlarından birinin süreçleri hızlandırmak olduğunu dile getiren Erdem, aracı yapıların ortadan kalkmasıyla birlikte daha doğrudan ve hızlı bir işleyiş sağlanacağını söyledi. Eksperlerin rolüne ilişkin de değerlendirmede bulunan Erdem, amaçlarının düşük değil, doğru tazminatı belirlemek olduğunu vurguladı. Hesaplamaların piyasa gerçeklerine dayanacağını belirten Erdem, bu nedenle itirazların sınırlı kalacağını ve sistemin temel hedefinin uyuşmazlıkları en aza indirmek olduğunu ifade etti.
“Vatandaşın ayrıca bir işlem yapmasına gerek kalmayacak”
Yeni modelin tüketici açısından önemli bir kolaylık getirdiğini ifade eden Erdem, “Sigorta şirketine başvuru yapıldıktan ve eksper ataması gerçekleştirildikten sonra vatandaşın ikinci bir işlem yapmasına gerek kalmayacak. Kimseye ayrıca bir şey sormasına ya da farklı yerlere gitmesine ihtiyaç olmayacak. Vatandaş aracını servise bırakacak, eksper atamasını talep edecek. Gelen eksper hem hasarı hesaplayacak hem değer kaybını belirleyecek. Hasar tazminatıyla birlikte ödeme yapılacak. Bunun dışında ekstra bir süreçle uğraşmasına gerek kalmayacak” dedi.
“Kasko tarafında süreç genelgeyle netleşecek”
Kasko sigortası kapsamında onarılan araçlarda değer kaybı sürecinin nasıl işleyeceğine ilişkin nihai düzenlemenin tamamlanmadığını belirten Erdem, “Kurumun rapor genelgesinde görmek istediği yaklaşım, kasko sigortasında da eksper atanan dosyalarda değer kaybının hesaplanması yönünde. Yani eksper sahaya gittiğinde hasarla birlikte değer kaybını da belirlemiş olacak. Ancak bu konu henüz tam olarak netlik kazanmış değil” açıklamasında bulundu.
“Eksper sınavına ilişkin iddialar soruşturmadan geçti”
Eksperlik sınavına ilişkin kamuoyunda yer alan iddialar ve tartışmalar hakkında da değerlendirme yapan Erdem, “Eksperlik sınavı yapıldı ve bu sınava ilişkin birçok iddia ortaya atıldı. Ancak bu iddialar bakanlık, SEDDK ve savcılık tarafından incelendi. Yapılan tüm soruşturmalar sonucunda bu iddiaların gerçekçi olmadığı ortaya çıktı. Savcılık da iki kez takipsizlik kararı verdi” ifadelerini kullandı. Sınav sorularına yönelik açılan davaların sürdüğünü belirten Erdem, “Şu anda yürüyen süreç sınav sorularına ilişkin. İlk etapta bazı sorular değerlendirme dışı bırakıldı. Bunun dışında hatalı olduğu düşünülen sorular için açılmış davalar var. Bu noktada kararı verecek olan yargıdır. Yargı soruları iptal edebilir ya da sınavın tamamını iptal edebilir” dedi.
Erdem, yürütmeyi durdurma kararına ilişkin gelişmelere de değinerek istinaf sürecinde kararın kaldırıldığını hatırlattı. Mevcut dava süreci tamamlanmadan yeni bir eksperlik sınavı yapılmasının mümkün olmadığını belirten Erdem, “Bu süreç netleşmeden yeni bir eksperlik sınavı açılması mümkün değil. Çünkü ihtiyaç belirlenerek alım yapılıyor. Yargı süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç analizi yapılır ve buna göre yeni bir sınav süreci başlatılır” şeklinde konuştu.
“Eksperlikte kontrolsüz büyüme doğru değil”
Eksper sayısının plansız şekilde artırılmasının sektörde sorun yaratabileceğine dikkat çeken Erdem, “Daha önce yüksek sayıda alım yapıldığında bunun olumsuz sonuçlarını gördük. Bugün de ihtiyaçtan fazla eksper alımı yapılırsa bu kişilere yeterli iş hacmi oluşturmak mümkün olmaz” dedi. Mevcut durumda sisteme dahil olan ve dahil olması beklenen eksper sayısına da değinen Erdem, “Şu anda sisteme dahil olan 150’nin üzerinde eksper var, sisteme girmeyi bekleyen yaklaşık 150 eksper daha bulunuyor. Bu süreç tamamlandıktan sonra yeni ihtiyaç analizi yapılacak ve buna göre alım planlaması gerçekleştirilecek” diye konuştu. Yeni dönemde eksper alımlarının belirli periyotlarda ve ihtiyaç doğrultusunda yapılacağını ifade eden Erdem, sözlerini şöyle tamamladı: “Amacımız, belirli aralıklarla ve gerçek ihtiyaçlara göre eksper alımı yapmak. 10 yıl beklenen bir sistemden yana değiliz. Daha düzenli, sürdürülebilir bir yapı kurmak istiyoruz. Ancak bunun için önce mevcut dava sürecinin tamamlanması gerekiyor.”
“Bu sistemin temel amacı eksperin bağımsızlığını güçlendirmek”
Eksper atama sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdem, yeni modelin temelinde mesleğin kurumsallaşması ve bağımsızlığın güçlendirilmesi hedefinin yer aldığını vurguladı. Eksperliğin 100 yıllık bir meslek olduğunu hatırlatan Erdem, “1949’daki kayıtlarımızda bile üç temel sorun yazıyor: eksper olmayanların ekspertiz yapması, ücretlerin standarda bağlanmaması ve tek tip rapor eksikliği. Bugün getirdiğimiz sistem aslında bu sorunları çözmeye yönelik. Bu atama sistemi, eksperin bağımsızlığını güçlendirmek için oluşturulmuş bir yapı. Amacımız şeffaf, adil ve herkesin güven duyduğu bir ekspertiz sistemini kalıcı hale getirmek. Bu kapsamda sıralı atama sistemi devreye alındı. Yalnızca oto branşında değil, diğer alanlarda da benzer bir yapı kurulacak” diye konuştu.
“Algoritma ve performans kriterleriyle atama yapılacak”
Atama sisteminin teknik altyapısına da değinen Erdem, “Atama sürecine ilişkin algoritma ve parametreleri belirledik. Bu algoritmanın test çalışmaları devam ediyor. Amaç, işlerin herkese adil bir şekilde dağıtılması ve performansın doğru şekilde işletilmesi” açıklamasında bulundu. Eksper atama sistemiyle birlikte iş dağılımına ilişkin en çok merak edilen başlıklardan birine de açıklık getiren Erdem, yeni modelde şirket bazlı çalışmanın yerini merkezi bir sisteme bırakacağını vurgulayarak, “Artık ‘çalıştığımız şirket, çalışmadığımız şirket’ diye bir kavram yok. Tüm ihbarlar Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) sistemi üzerinden havuza düşecek ve atamalar bu havuz üzerinden, sıralı şekilde yapılacak” dedi.
“İtiraz–hakem eksper sistemi devreye giriyor”
Eksper atamasına yönelik memnuniyetsizlik durumunda nasıl bir yol izleneceğine ilişkin soruları yanıtlayan Erdem, yeni sistemle birlikte çok katmanlı bir itiraz mekanizmasının oluşturulduğunu belirterek, “Artık vatandaş ‘doğrudan tahkime ya da yargıya gideyim’ demeyecek. Öncelikle sistem içinde bir itiraz mekanizması var. Vatandaş tazminatı ya da süreci beğenmezse itiraz edebilecek ve bu itiraz doğrultusunda bir itiraz eksperi atanacak. İtiraz eksperinin verdiği karar da taraflarca yeterli bulunmazsa bu kez hakem eksper atanacak. Böylece sistem içinde ikinci bir değerlendirme yapılmış olacak. Bu kurguda hakem eksperin verdiği karar sistem içinde nihai karar olacak. Ama buna rağmen isteyen taraflar yine tahkime ya da yargıya başvurabilir” diye konuştu.
“Tahkime daha az, daha ‘gerçek’ uyuşmazlık gidecek”
Sistemin tahkim ve yargı süreçlerine etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdem, hedefin baştan itibaren uyuşmazlıkları azaltmak olduğunu vurgulayarak “Buradaki temel amaç, eksperlik mesleğini kurumsallaştırırken aynı zamanda uyuşmazlıkları azaltmak. Zaten SEDDK’nın ana hedefi de bu yönde. Bu süreç tek bir düzenleme değil, bir silsile halinde ilerleyen bütüncül bir stratejinin parçası” diye konuştu.
“Amaç, uyuşmazlıkları sistem içinde çözmek”
Yeni yapının devreye girmesiyle birlikte tahkime ve yargıya daha sınırlı sayıda dosya yansıyacağını ifade eden Erdem, şu değerlendirmede bulundu: “Bu düzenlemeler hayata geçirildikten sonra tahkime ve yargıya daha çok gerçek uyuşmazlıkların yansıyacağı bir yapı oluşacak. Yani sistem içinde çözülebilecek konular önceden çözülecek, sadece gerçekten çözülemeyen uyuşmazlıklar yargıya taşınacak. Ortaya konulan bu yapı, uyuşmazlıkları azaltmayı hedefleyen bir stratejinin parçası. Süreç yönetimi de bu doğrultuda ilerliyor.”
Değer kaybı süreçlerinde sistem dışı uygulamaların önüne geçilecek
Geçmiş dönemde değer kaybı atamalarının önemli bir kısmının sistem dışında kalmasına yönelik eleştirileri değerlendiren Erdem, bunun mevzuat kaynaklı geçiş sürecinden kaynaklandığını belirtti. İlk aşamada genelgeyle düzenlenen yapının, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrası oluşan boşluk nedeniyle uygulamada farklı yorumlara yol açtığını ifade etti.
Sıralı atama modelinin uzun süredir farklı alanlarda kademeli olarak hayata geçirildiğini vurgulayan Erdem, madenler, DASK, tahkim bilirkişiliği, değer kaybı ve trafik sigortaları gibi alanlarda uygulanan bu yapının zaman içinde genişletilerek bugünkü sisteme ulaştığını söyledi.
Yeni düzenlemeyle birlikte değer kaybı hesaplamasının doğrudan hasar sürecine entegre edildiğini belirten Erdem, “Artık atanan eksper, değer kaybını hasar raporunun içinde hesaplayacak. Rapor formatı buna göre düzenlendi. Bu nedenle sistem dışı uygulamaların tekrar etmesi mümkün olmayacak” dedi.
Erdem, yeni yapının bu tür uygulamaların önüne geçecek şekilde kurgulandığını belirterek, gerekli tüm tedbirlerin alındığını ve sürecin yakından takip edileceğini ifade etti.
“Tedarik sürecinde eksperin rolü operasyonun dışında”
Tedarik süreçlerine ilişkin tartışmaları değerlendiren Erdem, eksperlik mesleğine operasyonel bir rol yüklenmesine karşı olduklarını vurguladı. Eksperin süreci başlatan ve değerlendiren taraf olduğunu belirten Erdem, tedarik operasyonunun ise farklı aktörler tarafından yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Tedarik süreçlerinin devam etmesine karşı olmadıklarını ancak operasyonel yükün eksperlere bırakılmasının doğru olmadığını dile getiren Erdem, “Parça temini, stok takibi gibi süreçler eksperin işi değil. Bu süreçte oluşabilecek maliyet avantajlarının tüketiciye yansıması önemli ancak operasyonun eksperler tarafından yönetilmesi doğru bir yaklaşım değil” dedi. Mevcut uygulamada eksperlerin dahil olmadıkları süreçler nedeniyle sorumlu tutulabildiğine dikkat çeken Erdem, bunun sahada sorun yarattığını belirtti. Eksperin mevzuat gereği böyle bir sorumluluğu bulunmadığını vurgulayan Erdem, bu ayrımın netleşmesi gerektiğini ifade etti.
“Önümüzdeki 20 yılın eksperlik yapısını inşa ediyoruz”
Yürütülen çalışmaların yalnızca bugüne değil, sektörün uzun vadeli dönüşümüne odaklandığını vurgulayan Erdem, “Hedefimiz, eksperlik mesleğini güven üreten bir yapı olarak güçlendirmek. Bu süreç güçlü bir kurumsal sahiplenmeyle ilerliyor” dedi. Sürece katkı sunan kurum ve isimlere teşekkür eden Erdem, başta Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olmak üzere Bakan Yardımcısı Osman Çelik, SEDDK Başkanı Davut Menteş ve kurul üyelerinin sürece önemli katkı sağladığını dile getirdi. Erdem, güçlü bir eksperlik yapısının sigorta sektörünün gelişimi açısından kritik olduğunu belirterek bu yapının güçlenmesiyle sektörün daha sağlam ve sürdürülebilir bir zemine kavuşacağını ifade etti.
Kaynak: Sigorta Ekranı
