
2025 yılının Eylül ayı itibarıyla Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından açıklanan Katılım Sigortacılığı prim üretim verilerine göre, toplam prim üretimi 47 milyar 168 milyon TL olarak kaydedildi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre %57 oranında bir artış göstermektedir. Primlerin dağılımına bakıldığında, %4'lük bölümü Hayat Grubu'ndan, %96'sı ise Hayat Dışı Grubu'ndan kaynaklanmaktadır.
Eylül 2025 Verileri Üzerine Bir Bakış
2025 Eylül ayı verileri, genel olarak sigorta sektöründeki büyümeyi ve gelişmeyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Önemli bir büyüme oranı yakalayan Hayat Grubu primlerinin %52 oranında artış gösterdiği görülmektedir. Hayat Dışı Grubu da %58 oranında bir büyüme kaydetmiştir. Bu veriler, sektörün dinamiklerinin ve bireylerin sigorta tercihlerini etkileyecek unsurların başında gelmektedir. Artışta yaşanan bu durum, katılım sigortacılığının gerek bireysel gerekse kurumsal müşterilere sağladığı avantajların artmasıyla ilişkilendirilebilir.
Pazar Paylarının Dağılımı
2025 Eylül dönemi prim üretimlerinde pazar payı incelendiğinde, çeşitli branşların etkili olduğu gözlemlenmektedir. Kara Araçları Sorumluluk sigortası pazarın %36'sını oluştururken, Trafik sigortası (Yeşil Kart dahil) %31'lik paya sahiptir. Genel Zararlar branşı ise %16'lık oranıyla dikkat çekmektedir. Bu alt branşların prim üretimindeki yüksek payı, sigorta alanında artan rekabet koşulları ve çeşitlenen poliçe seçeneklerinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Her bir branşın kendine has dinamikleri, sigortalıların davranışlarını ve tercihlerini etkilemektedir.
Öne Çıkan Alt Branşlar
Prim üretimleri incelendiğinde, Eylül 2025 döneminde en fazla artış gösteren alt branşların Finansal Kayıplar, Nakliyat ve Hukuksal Koruma olduğu tespit edilmiştir. Bu alt branşlar, hem bireysel hem de ticari sigortalarda önemli bir talep oluşturmakta. Finansal Kayıplar, ekonomik durgunluk ve belirsizlik dönemlerinde katılımcıların risk algısını artırırken, Nakliyat sigortaları taşımacılık sektöründeki büyüme ile doğrudan ilişkilidir. Hukuksal Koruma ise bireylerin ve işletmelerin hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldıklarında sağladığı güvenceyle dikkat çekmektedir.