Sigorta sektöründe son günlerin en sıcak gündem maddesi olan dijital bankacılık odaklı "nakit iade" tartışması, acente meslek örgütlerinin yoğun tepkisiyle yeni bir boyut kazandı. Tepkiler üzerine haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle sonlandırılan kampanya hakkında bir açıklama yapan ERSADER Genel Başkanı Mehmet Ali Işık, konuyu sadece bir pazarlama stratejisi değil; hukuk, meslek etiği ve tüketici menfaati ekseninde ele aldıklarını duyurdu. Işık, sigortacılığın teknik bir danışmanlık hizmeti olduğunu hatırlatarak, sektörün geleceği için SEDDK koordinasyonunda kalıcı bir "Dağıtım Kanalları ve Adil Rekabet İlkeleri" metnine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
İşte o açıklama;
Son günlerde bir dijital bankacılık platformu tarafından kasko poliçelerine ilişkin olarak duyurulan “%15 nakit iade” kampanyası, sigorta acenteleri camiasında haklı bir tepki doğurmuş; konu kamuoyunda “komisyon iadesi”, “risturn”, “haksız rekabet”, dağıtım kanalları arasındaki denge” başlıkları altında tartışılmaya başlanmıştır.
Sektör basınına yansıyan haberlerde de acente meslek örgütleri ve platformlarının bu uygulamanın haksız rekabet ve acente kanalının zayıflatılmasına sebep olduğu konusunda fikir birliği oluşmuştur. Oluşan bu sinerji ile yanlış uygulamalara sektörden gelen yoğun tepkiler sonuç vermiş ve bu haksız uygulama sonlandırılmak zorunda kalmıştır.
ERSADER olarak bu açıklamayı, konuyu hamasi bir zeminde değil; hukuk, meslek etiği, tüketici menfaati, sigortacılığın teknik niteliği ve sürdürülebilir rekabet dengesi bakımından değerlendirmek amacıyla yapıyoruz.
1. Nakit İade Meselesi Yalnızca Fiyat Avantajı Olarak Görülemez
Sigorta poliçesi, basit bir perakende ürünü değildir. Kasko poliçesi özelinde tüketicinin ihtiyacı yalnızca “en ucuz fiyat” değil; doğru teminat yapısı, muafiyetlerin anlaşılması, hasar sürecinde destek, sigorta şirketi seçimi, servis ağı, ikame araç, orijinal parça, mini onarım ve poliçe özel şartlarının doğru değerlendirilmesidir.
Sigorta acentesi, bu noktada yalnızca poliçe satan bir aracı değildir. Acenteler;
• tüketicinin riskini analiz eden,
• poliçe kapsamını açıklayan,
• hasar anında sigortalının yanında duran,
• sigorta şirketi ile sigortalı arasında güven köprüsü kuran,
• yerel ekonomide istihdam ve hizmet üreten
meslek mensuplarıdır.
Bu nedenle poliçe satışının yalnızca “prim üzerinden nakit iade” eksenine çekilmesi, kısa vadede tüketici lehine bir indirim gibi görünse bile uzun vadede sigortacılığı teknik danışmanlık hizmetinden koparıp fiyat rekabetine indirgeme riski taşımaktadır. Böyle bir piyasa yapısında zarar görecek olan yalnızca acenteler değil; doğru teminat, doğru bilgilendirme ve hasar anında profesyonel destek alma hakkı zayıflayan tüketicidir.
2. Sorun Tek Bir Kampanya Değil, Dağıtım Kanalları Arasındaki Denge Sorunudur
Bugün tartışılan uygulama, yalnızca bir kampanya başlığı altında değerlendirilmemelidir. Burada daha büyük bir yapısal mesele bulunmaktadır: Sigorta dağıtım kanalları arasındaki yetki, sorumluluk, rekabet ve denetim sınırlarının günümüz dijital finansal ekosistemine uygun şekilde yeniden ele alınması gerekmektedir.
Sigorta Acenteleri Yönetmeliği’nin amacı, acentelik faaliyetlerinin sigortacılık sektörüne olan güveni artırıcı biçimde yürütülmesi, sözleşme taraflarının hak ve menfaatlerinin korunması ve acentelik sisteminin kurumsallaşması olarak belirlenmiştir. Bu amaç, yalnızca acentelerin mesleki menfaatini değil; sektörün güvenilirliğini ve sigortalıların korunmasını da kapsamaktadır.
Dijitalleşme, sigorta sektörü için kaçınılmaz ve değerlidir.Ancak dijitalleşme, mesleki sorumluluğu görünmez kılan, acentelik emeğini değersizleştiren veya farklı dağıtım kanalları arasında asimetrik rekabet doğuran bir yapıya dönüşmemelidir.
3. ERSADER’in Yaklaşımı: El Ele Çözüm
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, sigortacılık ve özel emeklilik alanında mevzuat hazırlama, uygulama ve piyasa düzenini tesis etme fonksiyonu itibarıyla sektörün ana düzenleyici ve denetleyici kurumudur.
Bu nedenle yapılması gereken, SEDDK, TOBB SAİK, TSB, acente dernekleri, sigorta şirketleri, banka kanalları ve ilgili kamu otoriteleriyle birlikte çalışarak açık, uygulanabilir ve piyasa gerçeklerine uygun bir çerçeve oluşturulmalıdır.
Bugün acentelerin beklentisi yalnızca bir kampanyanın durdurulması değildir. Asıl beklenti; benzer tartışmaların her yıl yeniden yaşanmasını engelleyecek, dağıtım kanalları arasında öngörülebilirliği ve adil rekabeti sağlayacak kalıcı bir düzenleme mimarisinin kurulmasıdır.
4. Çözüm Önerilerimiz
ERSADER olarak aşağıdaki adımların sektör için yapıcı ve dengeli bir çözüm zemini oluşturacağı kanaatindeyiz:
Birincisi, Sigorta poliçelerinde prim, komisyon, promosyon, puan, hediye çeki ve benzeri her türlü tüketici lehine olan ayni ve nakdi menfaatin sunumuna ilişkin usul ve esaslar açık, şeffaf ve denetlenebilir şekilde düzenlenmelidir. Bu kapsamda, söz konusu indirim ve kampanyaların yalnızca sigorta şirketleri tarafından belirlenmesi ve uygulanması esası benimsenmeli; bu uygulamaların tüm dağıtım kanallarına eşit, adil ve ayrım gözetmeksizin sunulması zorunlu hale getirilmelidir.
ikincisi, tüm dağıtım kanalları için eşit rekabet ilkesi güçlendirilmelidir. Acente, banka, broker, dijital platform veya diğer dağıtım kanalları aynı ürünü tüketiciye sunarken; bilgilendirme yükümlülüğü, reklam dili, hasar sonrası hizmet sorumluluğu ve mesleki yeterlilik bakımından adil ve denetlenebilir kurallara tabi olmalıdır.
Üçüncüsü, tüketiciye yapılan bilgilendirmelerde yalnızca fiyat avantajı değil; poliçenin kapsamı, istisnalar, muafiyetler, hasar süreci, açık biçimde gösterilmelidir.
Dördüncüsü, SEDDK koordinasyonunda acente temsilcileri, sigorta şirketleri ve dağıtım kanallarının katılımıyla bir çalışma grubu kurulmalıdır. Bu çalışma grubu, yalnızca mevcut kampanyayı değil; dijitalleşen sigorta satış kanallarının tamamını kapsayan kalıcı bir “Dağıtım Kanalları ve Adil Rekabet İlkeleri” metni hazırlamalıdır.
5. Acentelerimize Mesajımız
Sigorta acenteleri bu sektörün kenar unsuru değil, güven omurgasıdır. Acentenin emeği yalnızca poliçe üretiminde değil; riskin doğru anlaşılmasında, sigortalının bilinçlendirilmesinde, hasar anında sürecin yönetilmesinde ve sigorta kültürünün tabana yayılmasında ortaya çıkar.
Bu nedenle acentelerimizin haklı hassasiyetini anlıyor, destekliyor ve bu hassasiyetin güçlü ama ölçülü bir kurumsal dille temsil edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugün ihtiyaç duyulan şey yalnızca yüksek ses değil; teknik hazırlık, hukuki isabet, düzenleyici kurumlarla sağlıklı temas ve sektörün geleceğini okuyabilen bir vizyondur.
Acentelerimizin müsterih olmasını isteriz: Bu mesele geçici bir kampanya tartışmasından ibaret görülmemeli; acentelik mesleğinin geleceğini, dijitalleşme karşısındaki konumunu ve sigorta dağıtım kanallarındaki adil rekabet ihtiyacını yeniden ele almak için bir fırsata dönüştürülmelidir.
Sonuç olarak;
ERSADER olarak, tüketicinin menfaatini, sigortacılık sektörünün güvenilirliğini, acentelik mesleğinin itibarını ve dağıtım kanalları arasındaki adil rekabeti birlikte savunuyoruz.
Konuya ilişkin kanaatimiz açıktır: Mevcut tartışma, hamasi söylemlerle veya yalnızca yasak talebiyle değil; hukuki netlik, sektörel istişare, düzenleyici iş birliği ve uzun vadeli piyasa mimarisi perspektifiyle ele alınmalıdır.
Bu çerçevede ilgili tüm kurumları, meslek örgütlerini, sigorta şirketlerini, banka kanallarını ve acente temsilcilerini ortak akıl zemininde buluşmaya davet ediyoruz.
Sigortacılık sektörü, tüketiciyi koruyan, emeği gözeten, rekabeti adil kılan ve güveni büyüten bir düzenleme anlayışını hak etmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ERSADER Genel Başkanı
Mehmet Ali IŞIK