Allianz Trade, 2026 yılı birinci çeyreği için hazırladığı Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayımladı. Raporda, Ortadoğu’daki savaşın tırmanmasının stagflasyonist bir durgunluk oluşturma ihtimaline dikkat çekilirken, Hürmüz Boğazı'nın üç aydan daha uzun süre kapalı kalmasının yol açabileceği ekonomik şok riski üzerinde duruldu. Bu yıl, ABD'de enflasyonun 0,7 puan artarak yüzde 3,2, Euro Bölgesi'nde ise 1,1 puan yükselerek yüzde 3 seviyesine ulaşması bekleniyor.

EKONOMİK GÖRÜNÜM RİSKLERİ
Allianz Trade, her çeyrek güncellediği Ekonomik Görünüm raporunu 2026’nın ilk çeyreği için yeniden ele aldı. İran savaşının merkezde olduğu raporda, uzman ekonomistler, bu çatışmanın küresel düzeyde yaratabileceği ekonomik etkileri detaylandırıyor. Rapor, Ortadoğu savaşının yarattığı belirsizliklerin ABD ve Avrupa’da daha düşük büyüme ve daha yüksek enflasyon getirebileceğini vurguluyor. Bunun yanı sıra, artan mali baskılar ve merkez bankalarının karşılaştığı zorluklar, ekonomik görünümde kaygı yaratıyor. Küresel GSYH'nin yarım puan aşağı yönlü revize edilerek 2026’da yüzde 2,6 seviyesine ineceği öngörülmektedir. 2026 için enflasyon beklemeleri, ABD’de yüzde 3,2 ve Euro Bölgesi’nde yüzde 3 olarak ifade ediliyor. Bu durum, ticaretin de etkilenmesiyle birlikte dünya genelinde ekonomik aktiviteyi olumsuz etkileyecektir.
ENFLASYON VE İSTİHDAM ÜZERİNDEKİ ETKİLER
Rapora göre, 2026’da ticaret büyümesine yönelik beklentilerde yarım puanlık bir düşüş yaşanarak yüzde 1,5 seviyesine gerilemesi mümkün görünüyor. ABD'de büyümenin yüzde 2,1 düzeyinde kalması, Euro Bölgesi’nde ise yüzde 0,8 olarak tahmin ediliyor. Bütçe açıklarının yüksek seviyelerde seyredeceği, ABD'de GSYİH’nin yüzde 7’si, Avrupa’da ise yüzde 3’ü oranında olacağı belirtiliyor. Ayrıca, artan borç ödeme maliyetlerinin, destekleyici tedbirler açısından hareket alanını kısıtladığı, bu durumun da ekonomik büyüme üzerindeki etkileri karmaşıklaştırdığı ifade ediliyor. Jeopolitik gerginliklerin artmasıyla birlikte petrol fiyatlarının 2026’nın ilk çeyreğinde rekor seviyelere ulaşması, ardından yıl sonu itibarıyla varil başına 80 USD civarına gerilemesi bekleniyor. Bu durum, enerji maliyetlerinin yükselmesiyle enflasyon üzerindeki baskıları artırabilir.
MERKEZ BANKALARI VE PARA POLİTİKALARI
FED’in enflasyondaki artışı geçici bir durum olarak değerlendirmesi ve 2027'nin başlarında yapılacak yalnızca tek bir faiz indirimiyle beklemelerde kalması, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) ise para politikası çerçevesinde 25 baz puanlık artış yaparak büyümeyi duraksayacak şekilde yönetme amacı taşıdığı belirtiliyor. Her iki merkezi otoritenin de temel senaryolarında bu durumu geçici bir dalgalanma olarak görmesi, enerji alanındaki fiyat baskılarının uzaması durumunda daha agresif tedbirlere yönelme ihtimali doğurabileceği ifade ediliyor. Bu durum, ekonomilerin geleceği açısından belirsizlik yaratmaktadır; zira merkez bankalarının alacağı tedbirler, ekonomik iyileşme sürecinde önemli rol oynayacaktır.
RESESYON RİSKİ HİSSEDİLİYOR
Raporda, Körfez ülkeleri ve Asya’nın, mevcut ekonomik durumdan en fazla etkilenen bölgeler olduğu vurgulanıyor. Çin’in 2026'da yüzde 4,6’nın üzerinde bir büyüme göstereceği tahmin ediliyor. Fakat bazı emtia ihracatçıları, durumlarını çeşitlendirme yoluyla avantaj sağlamalarına rağmen, resesyon riski taşıyan ve üçlü açığı bulunan ekonomiler özel bir dikkat gerektiriyor. Bu ekonomilerin; mali, cari işlemler ve enerji açığı paralelinde daha kırılgan hale geldiği; yüksek enflasyon ve sermaye çıkışlarıyla başa çıkmakta zorlanabilecekleri raporda dile getiriliyor. Körfez ülkeleri, güçlü finansal tamponlara sahip olmalarına rağmen ticaret, turizm ve gayrimenkul sektörlerinde potansiyel risklerle karşı karşıyalar, bu nedenle büyüme tahminlerinde 2,1 puanlık bir düşüş öngörülüyor. Asya pazarında ise, 2025 sonlarında gözlemlenen büyüme ivmesinin kaybolduğu, Latin Amerika’daki emtia ihracatçılarının ise mevcut avantajlarını daha az etkilendiği şeklinde rapor ediliyor.
Yüksek enerji, metal ve gübre fiyatlarının zayıf talep ile birleşerek maliyet kaynaklı bir şok oluşturduğu, ilgili raporda yer almakta. Yaklaşık yüzde 10 düzeyinde seyretmesi beklenen yüksek ABD gümrük vergilerinin etkisi altında kalan enerji sektörü, bu durumdan avantaj sağlar iken, enerji yoğun sektörler ile taşımacılık ve tüketim; kar marjı baskılarıyla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Sıkılaşan finansal koşullar ve zayıflayan talebin, 2026’da küresel iflas vakalarını artırması beklenirken; yüksek akaryakıt ve gıda fiyatlarının yarattığı olumsuz tüketici güveninin yanı sıra işgücü piyasaları ve satın alma gücü, önümüzdeki dönem için önemli zorluklar arasında vurgulandı.
MALİYET ŞOKUNUN SEBEPLERİ
Gelecek dönemde gözlemlenecek maliyet şoku, özellikle enerji, metal ve gübre gibi kritik ürünlerin fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Zayıf talep profiliyle birleşen bu durum, birçok sektörü olumsuz etkiliyor. Enerji üreticileri ve savunma sektörleri, mevcut koşullarda kâr elde ederken; enerji yoğun sektörler, taşımacılık ve tüketim alanları zorlu bir dönem geçiriyor. Rapor, sıkılaşan finansal koşulların etkisiyle, küresel iflas vakalarının artacağına dair öngörülerde bulunuyor. Bunun yanında, akaryakıt ve gıda fiyatlarının yükselmesi, tüketici güveninde ciddi bir azalmaya neden olarak, işgücü piyasalarını da olumsuz etkileyebilir. Tüm bu faktörler, ekonomik istikrarı tehdit etmekte ve gelecekteki zorlukları derinleştirmekte. Bu nedenle, ekonomik aktörlerin durum değerlendirmesi yaparken dikkatli olmaları gerekiyor.
PİYASA REAKSİYONU VE RİSKLER
Allianz Trade’in uzman ekonomistleri, piyasalardaki değişkenliği ve jeopolitik riskleri de değerlendirerek; enerji krizinin etkilerinin derinleşeceğini belirtiyor. Özellikle Ortadoğu’daki çatışmaların yatırımcılar arasında stagflasyon korkusuna yol açtığı gözlemlenmekte. Piyasaların kısa vadede artan enflasyon kaygılarını ve merkez bankalarının sert para politikalarını fiyatlamaya başlamasıyla, getiri eğrilerinin yükseldiği ve düzleşmeye gittiği görülüyor. Kısa vadede 50-90 baz puan, uzun vadede ise 40-70 baz puan artışlar bekleniyor. Öte yandan, Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonu için faiz tahmininde de gözle görülür artışlar meydana geldi. Bu durum, yatırımcıların önümüzdeki dönemdeki stratejilerini belirlemede önemli bir faktör olarak öne çıkmakta. Piyasalardaki belirsizlik ise riskten kaçınma eğilimini artırarak, yatırım kararlarını olumsuz yönde etkileyebilir.
STAGFLASYON RİSKİ VE GELECEK TAHMİNLERİ
Uzmanların ulaşmış olduğu bir tespit, ticaret yapanların zincirleme etkilere karşı dikkatli olmaları gerektiğidir. Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalması halinde, özellikle petrol fiyatlarının geçici olarak 180 USD seviyesi ile doğal gaz fiyatlarının 200 €/MWh seviyesini görme ihtimali bulunmakta. Ancak yıl sonuna doğru bu fiyatların sırasıyla 85 dolar ve 65 euro seviyelerine gerileyeceği tahmin ediliyor. Stagflasyon sürecine girmek üzere olan küresel ekonomi, Euro Bölgesi özelinde de yıllık yüzde 0,2 büyümeyle teknik durgunluğa girebilir. Avrupa Merkez Bankası ve FED’in alacağı kararlar, enflasyon oranlarının artmasına neden olarak, sıkılaştırma politikalarının daha agresif uygulanmasını gerektirebilir. Tüm bu gelişmeler, hem piyasa dinamiklerini hem de tüketici güvenini etkileyen unsurlar olarak ön plana çıkmaktadır.
